Translate

İCRA- HACİZ -TAAHHÜT MAĞDURLARI


BU SAYFADA İCRA-HACİZ-TAAHHÜT KONUSUNDA HUKUKİ MEVZUATA, HABERLERE YER VERİLECEKTİR.
Ellerindeki kimlik bilgileriyle İcra Dairesine gidiyorlar..18.40 TL başvuru harcı yatırıyorlar..Sizin hakkınızda.

İLAMSIZ İCRA TAKİBİ başlatıyorlar…
Borç hanesine vicdansız vicdanlarına göre akıllarına ne gelirse yazıyorlar.Bu 250 TL de oluyor….2500 TL de oluyor ya da daha fazlası
Bir zaman sonra kapınıza postacı geliyor ve size ÖDEME TEBLİGATINI imza karşılığı veriyor.Açıyorsunuz okuyorsunuz şaşırıyorsunuz.Gönderen kişiyi tanımadığınız için ’’ Kim ki bu ‘’ diyorsunuz.Arkadaşlarınızagösteriyorsunuz ve maalesef size yanlış bilgi veriyorlar.

‘’ Boş ver abi…yanlışlık yapmışlardır. madem ki tanımıyorsun yırt at ‘’ diyorlar.
Yırtıp atıyorsunuz kağıdı,İş bitti zannediyorsunuz ama.İŞ DAHA YENİ BAŞLIYOR..!
İtiraz süreniz 1 hafta O zaman zarfında hiçbir şey yapmazsanız Borcu kabul etmiş oluyorsunuz.!!Ensenize biniyorlar ödemezseniz haciz memuru kapıda..
Alır almaz,akıllılık yapıp itiraz edip elinize resmi bir belge alırsanız…

İŞLEM HEMEN DURUYOR..
Karşı taraf, yani sahtekarlar size karşı ‘’ İTİRAZ İPTAL DAVASI ‘’ açmıyorlar çünkü foyalarının meydana çıkmasını,tanınmalarını istemiyorlar. Başka yeni bir kurbanın peşine düşüyorlar resmi işlem sıfırlana kadar takip etmekte yarar var.Yani bir nevi temiz kağıdı alana kadar..
Kimlik bilgilerimiz…Yanlış kişilerin eline geçtiği zaman başımıza gelebilecek felaketlerden birisi de bu…
Karşı taraf..Yani sahtekarlar…size karşı ‘’ İTİRAZ İPTAL DAVASI ‘’ açmıyorlar..çünkü foyaları meydana çıkmasını,tanınmalarını istemiyorlar Başka yeni bir kurbanın peşine düşüyorlar…resmi işlem sıfırlana kadar takip etmekte yarar var..Yani bir nevi temiz kağıdı alana kadar..

Kimlik bilgilerimiz…Yanlış kişilerin eline geçtiği zaman başımıza gelebilecek felaketlerden birisi de bu…

Dikkat edelim…ve lütfen bu bilgiyi başka dostlarımızla paylaşalım…

İcrasız kazasız belasız ve mutlu günler dilerim

Gebze Arapçeşme Mahallesi Muhtarı Remzi KANDAZ
Ekleyen: Remzi Kandaz




BORÇLARI NEDENİYLE CEZA EVİNDE OLANLAR DENETİMLİ SERBESTLİKTEN YARARLANAMIYOR..

Ceza İşleri genel Müdürlüğü Taahhüdü İhlal Nedeniyle Cezaevlerinde Olan 18.000 hükümlünün tahliyelerini önlemek için Savcılıklara Görüş Bildirdi. Yazıda; İcra İflas kanunu 340. madde gereği (Ödeme şartını İhlal) Taahhüdü ihlal suçundan verilen 3 aya kadar Tazyik Hapsinin C.M.K 2/I maddesi tanımlar kısmındaki disiplin hapsi kavramı içinde olduğu İnfaz Tüzüğü 193/4. maddesinin "Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez" hükmü ile tazyik hapislerinin hapis cezası niteliği bulunmayan zorlama hapsi olduğu dikkate alındığında hakkında disiplin veya tazyik hapsi bulunan hükümlülerin bu infaz usulünden yararlanamayacağı ifade edildi.

T.C.
ADALET BAKANLIĞI
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
Sayı : B.03.0.CTE.0.00.24.00/245/52525 12/04/2012
Konu : 6291 sayılı Kanun uygulaması

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

6291 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen 105/A maddesinin uygulanması sırasında yaşanan tereddütler üzerine, ilgili Cumhuriyet savcıları ya da hâkimler tarafından Genel Müdürlüğümüze telefon edilerek yöneltilen sorulara ve uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin düşünceler, takdir ve karar yetkisi ilgili hâkimlere ait olmak üzere aşağıda belirtilmiştir.

1- 105/A maddesinin 2. fıkrasındaki “iradesi dışındaki bir nedenle” tabirinin yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptandığından açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacak hükümlüleri, ayırım yapmaksızın herhangi bir açık infaz kurumuna ayrılmayı talep etmesine karşın, kapasite yokluğu ya da başka nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan hükümlüler ile kendisine atfedilemeyecek vb. nedenlerle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan hükümlüler

2- Açığa ayrılma hakkı bulunmayan hükümlülerin (örneğin terör suçundan hükümlü olanlar, ya da disiplin cezası almış olup kaldırılması için gerekli süre geçmemiş olanlar vb.) sıfır - altı yaş grubunda çocuk sahibi olan kadın ya da hastalığı ATK raporuyla belgelenmiş hasta kapsamında olsalar bile uygulamadan yararlanma imkânlarının bulunmadığı,

3- 105/A maddesinin 4. fıkrasındaki düzenleme gereğince; adli para cezasından çevrilme hapis cezaları infaz edilmekte olan hükümlülerin düzenlemeden yaralanabilecekleri sürenin hak ederek tahliye tarihlerinden geriye doğru hesaplanmasının gerektiği, açık ceza infaz kurumunda cezasının son 6 ayını kesintisiz olarak geçirme şartının bu hükümlüler için de geçerli olduğu,

4-Para cezasından çevrilme hapis cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin de, yararlanacakları süreler bihakkın tahliye tarihlerinden geriye doğru hesaplanmak suretiyle, 1. ve 2. fıkradaki düzenleme kapsamında bulundukları,

5- Kanunda öngörülen şartları taşıyan yabancı uyruklu kişilerin de, talep etmeleri ve cezalarının infazını yapacak denetimli serbestlik müdürlüğünü belirtmeleri halinde Yasa’dan yararlanabilecekleri,

6- Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 193/4. maddesinin "Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adlî sicil kayıtlarına işlenmez." hükmü ile tazyik hapislerinin hapis cezası niteliği bulunmayan zorlama hapsi olduğu dikkate alındığında hakkında disiplin veya tazyik hapsi bulunan hükümlülerin bu infaz usulünden yararlanamayacağı,

7- Kanunun açık hükmüne rağmen düzenlemeden habersiz olmaları nedeniyle hükümlülerin süresinde müracaat etmemelerinin sonucu olarak kapalı ceza infaz kurumuna dönmek zorunda kalmamaları için, hükümlülerin ceza infaz kurumundan salıverilmelerinden önce yasal düzenlemenin ve zamanında teslim olmamanın sonuçlarının kendilerine hatırlatılmasının önem arz ettiği düşünülmektedir.
Bilgilerinize rica ederim.
Cevat GÜL
Hakim
Bakan a.
Genel Müdür Yardımcısı
video

Denetimli serbestlikten kimler nasıl yararlanıyor?

6291 SAYILI  DENETİMLİ SERBESTLİK UYGULAMASINA DAİR YASA

Bu kanun 105/A maddesi gereğince açıkceza infazkurumunda  cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren ya da açık cezaevine  ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren 6 aylık süreyi geçirenhükümlü  diğer şartları da taşıması halinde infaz hakiminin kararı ile denetimli serbestlik müessesinden faydalanabilir.

CEZAEVİNDEKİ HÜKÜMLÜLERİ DAHA ÇOK İLGİLENDİREN 5275 SAYILI KANUNA EKLENEN GEÇİCİ 3. MADDEDİR.

BU MADDEYE GÖRE 105/A MADDESİNDE ŞART OLARAK BELİRTİLEN  6 AYLIK SÜRE ŞARTI ÖNGÖRÜLMEMİŞTİR.BASİTÇE ANLATMAK GEREKİRSE, KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİH OLAN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE  KOŞULLU SALIVERİLMELERİNE BİR YILDAN AZ KALAN AÇIK CEZAEVİNDE BULUNAN YA DA KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDA BULUNUP DA AÇIK CEZA EVİNE AYRILMA ŞARTLARINI TAŞIYAN İYİ HALLİ HÜKÜMLÜLER TALEPLERİ HALİNDE  DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNDEN FAYDALANABİLİRLER.

ANCAK,  11 NİSAN 2012 TARİHİ İTİBARİYLE BİR YILI KALAN VE AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNA AYRILMA HAKKI KAZANAN HÜKÜMLÜ BU DENETİMLİ SERBESTLİKTEN EN FAZLA 6 AY SÜRE İLE FAYDALANABİLİRLER.

BU DURUMDA HÜKÜMLÜ ,   11 NİSAN 2012 TARİHİ İTİBARİYLE DİĞER ŞARTLARI  TAŞIYORSA SÜRE OLARAK KOŞULLU SALIVERİLMESİNE  BİR YILDAN AZ SÜRESİ KALDIYSA DENETİMLİ SERBESTLİKTEN FAYDALANABİLECEKTİR.
video

3.YARGI PAKETİ İLE İLGİLİ SON DURUM
video

ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Yargıda Reform Paketinin İcra İflasla İlgili Detayları:
 İCRA DAİRELERİNDEKİ İŞ YÜKÜ

•Ülkemizde yılda ortalama 6.500.000 icra takibi başlatılmaktadır.
–İlamlı icra takibi                  500.000  (% 8)
–İlamsız  icra takibi               6.000.000  (% 92)
•2012 yılı itibarıyla icra dairelerinde yaklaşık 12.700.000 dosya bulunmaktadır.
•Yılda açılan ortalama  6.000.000  ilamsız takip dosyasının yaklaşık  2.500.000  kadarını  (% 42’si)  800,00 TL’nin altındaki takipler oluşturmaktadır. Bu takiplerin 1.500.000 den fazlasını (%60-%65) aboneliğe dayalı takipler oluşturmaktadır.
HUKUK DÜNYASI HACZİ TARTIŞIYOR 


EKONOMİDE YARGISIZ İNFAZ DEVRİ-Mİ

İCRA VE İFLÂS KANUNU DEĞİŞİKLİK TASARISI VE GEREKÇELERİ

İCRA VE İFLAS KANUNU İLE HARÇLAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI TASLAĞI
MADDE 1      9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İcra daireleri Madde 1- Adalet Bakanlığınca, icra işlerinin niteliği göz önünde tutularak belirlenecek yerlerde yeteri kadar icra dairesi kurulur. Her icra dairesinde yeteri kadar icra müdürü ve icra müdür yardımcısı ile Adalet Bakanlığınca belirlenecek sayıdan az olmamak üzere zabıt kâtibi, mübaşir ve hizmetli bulunur. İcra müdür ve müdür yardımcıları, Adalet Bakanlığınca yaptırılacak olan yazılı sınav ve Adalet Bakanlığınca yapılacak mülâkat sonucuna göre atanır. İcra dairelerinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca, Adalet Bakanlığınca belirlenecek sayıdan az olmamak üzere, zabıt kâtibi, mübaşir ve hizmetli görevlendirilir. Gerekli hallerde Adalet Bakanlığınca da atama ve görevlendirme yapılabilir. İcra müdürü veya yardımcısının herhangi bir nedenden dolayı yokluğu durumunda görev ve yetkileri, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilecek yazı işleri müdürü veya zabıt kâtibi tarafından yerine getirilir. Adalet Bakanlığı icra dairelerini bir arada bulundurmaya ve aynı icra mahkemesine bağlamaya yetkilidir.
MADDE 2- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.
MADDE 3- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. Elektronik işlemler Madde 8/a – İcra ve iflas daireleri tarafından her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır. Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haiz olup, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, Kanunda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz. Zorunlu nedenlerden dolayı fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak UYAPa aktarılır ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Bu madde kapsamında her türlü iş ve işlemin UYAP vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 4- 2004 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası Madde 9 İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığınca uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından borca mahsuben yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir. İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme, en geç üç iş günü içinde, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere verilecek talimat gereği yapılır. İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hallerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.
MADDE 5- 2004 sayılı Kanunun 42 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Haciz yoluyla ilamsız takiplere başlanmadan önce, asıl alacak tutarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında ise alacaklı, borçlunun bilinen en son adresine iadeli taahhütlü posta yoluyla meşruhatlı ihtarda bulunmak zorundadır. Bu ihtarda; a) Alacaklının adı soyadı, varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, adresi, b) Talebe konu alacak veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi, c) Alacak, belge veya senede dayandırılıyor ise sureti, yoksa borcun sebebi, ç) Bu ihtar için harcanan posta gideri, d) Ödemenin yapılması istenen banka adı ile alacaklıya ait hesap numarası, e) Tebliğ tarihinden itibaren beş iş günü içinde borcun ödenmesi gerektiği, f) Beş iş günü içinde borcun ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulacağı, Hususları bildirilir. İhtarın tebliğ edilememesi veya ihtara rağmen beş iş günü içinde borcun posta gideriyle birlikte ödenmemesi halinde icra takibine başlanabilir. Abonelik sözleşmesine dayanan ve ihtara konu alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında olan alacaklar için haciz yoluyla ilamsız takip yoluna başvurulamaz. Bu maddede düzenlenen hususları incelemek görev ve yetkisi icra müdürüne aittir.
MADDE 6- 2004 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. 1. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekaletnamesinde yetki bulunması kaydıyla vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiyede göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır); 2. Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; Kanunun 42 nci maddesinin ikinci ve devamı fıkralarında düzenlenen ihtarla ilgili, bilgi ve belgelerin takip talebi anında icra dairesine tevdii zorunludur.
MADDE 7 – 2004 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İcra müdürü takip talebinin kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Takip talebinin kabul edilmemesi halinde karar, gerekçesiyle yazılır. 1. Alacaklının veya vekaletnamesinde yetki bulunması kaydıyla vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları, 2. Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi, borç teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,
MADDE 8 – 2004 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; birinci fıkrasına aşağıdaki (13) ve (14) numaralı bentler eklenmiş; maddeye aşağıdaki son fıkra eklenmiştir. 2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. Borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü ev ve giyim eşyası, 13. Öğrenci bursları, 14. Diğer kanunlarda haczi yasaklanan mal ve haklar. İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine ilişkin kararını gerekçeli olarak verir.
MADDE 9- 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir. Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedilince, alacaklının muvafakati ve üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Haczedilen taşınır malların toplam değeri Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının beş katından az ise borçlu yedinde veya borçlunun yokluğunda üçüncü şahıs nezdinde bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde yediemin değişikliği yapılabilir. Hacizli mallar, Adalet Bakanlığına ait yediemin depolarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesiyle yetki verilmesi halinde yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Adalet Bakanlığının onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Adalet Bakanlığı tarafından verilir. Haczedilen malların muhafaza işlemleri; lisanslı yediemin depolarının kuruluşuna, bulunması gereken asgarî niteliklere, depo için alınacak teminata, mallar için muhtemel rizikolara karşı yapılacak sigortaya; işletici olma niteliklerine, işletici lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine; Adalet Bakanlığının lisanslı işletmelerle ilgili görev ve yetkilerine; faaliyetin durdurulması ya da iptali gibi idarî tedbir ve tasarruflara; bu depoların denetimine ve diğer hususlara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığınca düzenlenecek tarifeyle belirlenir.
MADDE 10- 2004 sayılı Kanunun 99 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Üçüncü şahsın zilyetliği Madde 99 – Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, hacizli malın satışı yapılamaz. Haciz, üçüncü kişinin yokluğunda yapılmış ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulmuş ise birinci fıkra hükümleri uygulanır. Talep halinde, asıl davayla birlikte, kötü niyetli olduğu anlaşılan alacaklı veya üçüncü kişi aleyhine mahçuz malın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata da hükmolunur.
MADDE 11- 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.
MADDE 12 – 2004 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 110 – Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez ve icra müdürünce verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep en fazla bir defa geri alınabilir. Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczin kalktığının tespit edilmesi halinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir; işlem ilgili icra dairesine bildirilir. Haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.
MADDE 13 – 2004 sayılı Kanunun 113 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. Mahcuz malın alacaklıya devri Madde 113/a- Alacaklı, taşınır mal haczinin ve takdir edilen kıymetin kesinleşmesinden satış talebine kadar, mahcuz malın kesinleşen kıymeti miktarında ödeme yerine geçmek üzere borçlunun muvafakati ile malın mülkiyetini devralabilir. Mahçuz malın kesinleşen kıymeti esas alınarak, ferileriyle birlikte takibe konu borç ve diğer ödemeler için gerekli miktar düşüldükten sonra, varsa kalan miktar alacaklı tarafından icra dairesinin banka hesabına yatırılır. Bu miktar icra müdürünün bankaya yazacağı talimatla borçluya ödenir. Şu kadar ki alacağa rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmiş ise, mahçuz malın kesinleşen kıymetinin rüçhanı olan diğer alacakların mecmuundan fazla olması ve takip masraflarını aşması şarttır. Alacaklının birden fazla olması veya takip talebinde bulunmasa dahi rüçhanlı alacaklı bulunması halinde bütün bu alacaklıların da muvafakati aranır. Bu maddede yazılı işlemlerin tamamlanmasından sonra mülkiyet alacaklıya geçmek üzere icra müdürü tarafından ilgili yerlere yazı yazılır.
MADDE 14- 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 114 Satış, açık artırma ile yapılır. İhalenin yapılacağı yer, gün ve saat daha önceden ilan edilir. İlan, satıştan en az on beş gün önce yapılır. İlan edilen metnin esasa müessir olmayan maddi hatalar nedeniyle tekrarlanması gerektiğinde, satış tarihi değiştirilmeksizin hata ilanen düzeltilir. Ancak bu düzeltme ilanının tarihi ile satış tarihi arasında beş günden az zaman kalmış ise daha önce ilan edilen günden beş iş günü sonrası için tesbit edilecek günde satış yapılacağı düzeltme ilanında belirtilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez. Satış ilanı, elektronik ortamda yapılır. İlan sureti, icra dairesinde herkesin kolayca görebileceği bir yere de asılır. Elektronik ortamda yapılacak ilana ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Yapılacak ilana, satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer; ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat; artırmaya iştirak edeceklerin hacizli malın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri gerektiği; diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususları yazılır. Satış şartnamesi, elektronik ortamda hazırlanan bu ilana eklenir. Satılığa çıkarılan taşınır üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı nispet raddesinde ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz. İcra dairesince yapılması zaruri ilan dışında, taraflar masrafı kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla da ilân yaptırabilirler. Ancak özel mahiyetteki bu ilân, resmî muameleye tesir etmez. Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verilerek de katılınabilir. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın kesinleşen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz. Elektronik ortamda teklif verme, satış ilanının yapıldığı günü takip eden ilk iş günü başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda teklif vermek isteyenler, teklif vermeden önce, hacizli malın kesinleşen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat göstermek zorundadır. Bu teminat, daha yüksek teklif verilmesi halinde kendiliğinden serbest kalır.
MADDE 15 – 2004 sayılı Kanunun 115 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İhalenin yapılması Madde 115 İhale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satılığa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın muhammen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir. Artırma, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaşmazsa satış talebi düşer.
MADDE 16 – 2004 sayılı Kanunun 116 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 17 – 2004 sayılı Kanunun 118 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinden sora gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, fıkranın son cümlesi madde metninden çıkarılmıştır. Daire dışında tahsil edilen paralar en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.
MADDE 18 2004 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Elektronik ortamda yapılan satış ilanına eklenen şartname, icra dairesinde herkesin görmesi için açık bulundurulur. Artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri gerektiği; teminatı gösterilmek kaydıyla açık artırmaya elektronik ortamda teklif verilerek de katılınabileceği; elektronik ortamda verilen tekliflerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde ellisinden az olamayacağı, elektronik ortamda teklif vermenin, satış ilanının yapıldığı günü takip eden ilk iş günü başlayıp, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona ereceği şartnameye yazılır.
 MADDE 19 2004 sayılı Kanunun 126 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Artırmanın ilanı, artırma hazırlıkları ve ilgililere ihtar MADDE 126 – Satış, açık artırma ile yapılır. İhalenin yapılacağı yer, gün ve saat daha önceden ilan edilir. İlan, satıştan en az otuz gün önce yapılır. Satış ilanı, elektronik ortamda yapılır. İlan sureti, icra dairesinde herkesin kolayca görebileceği bir yere de asılır. Elektronik ortamda yapılacak ilana ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. İlan edilen metnin esasa müessir olmayan maddi hatalar nedeniyle tekrarlanması gerektiğinde, satış tarihi değiştirilmeksizin hata ilanen düzeltilir. Ancak bu düzeltme ilanının tarihi ile satış tarihi arasında yedi günden az zaman kalmış ise daha önce ilan edilen günden yedi iş günü sonrası için tespit edilecek günde satış yapılacağı düzeltme ilanında belirtilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez. Yapılacak ilana, satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer; ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat; diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususları yazılır. Ayrıca, ipotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı müsbiteleri ile onbeş gün içinde icra dairesine bildirmeleri yazılır; aksi halde, hakları tapu siciliyle sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından hariç kalacakları da ilave edilir. Bu ihtar irtifak hakkı sahiplerine de yapılır. Satış şartnamesi, elektronik ortamda hazırlanan bu ilana eklenir. İcra dairesince yapılması zaruri ilan dışında, taraflar masrafları kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla da ilân yaptırabilirler. Ancak özel mahiyetteki bu ilân, resmî muameleye tesir etmez. Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verilerek de katılınabilir. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın kesinleşen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz. Elektronik ortamda teklif, satış ilanının yapıldığı günü takip eden ilk iş gününden ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonuna kadar verilebilir. Elektronik ortamda teklif vermek isteyenler, teklif vermeden önce, hacizli malın kesinleşen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat göstermek zorundadır. Bu teminat, daha yüksek teklif verilmesi halinde kendiliğinden serbest kalır.
MADDE 20 – 2004 sayılı Kanunun 127 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 127- İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarlarının tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, elektronik ortamda yapılan satış ilanı tebligat yerine geçer.
MADDE 21- 2004 sayılı Kanunun 129 ncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 129- İhale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın muhammen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir. Artırma, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaşmazsa satış talebi düşer.
MADDE 22- 2004 sayılı Kanunun 150/e maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde isteyebilir.
MADDE 23- 2004 sayılı kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değişitirilmiştir. 1. Alacaklının veya vekaletnamesinde yetki bulunması kaydıyla vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,
MADDE 24 – 2004 sayılı Kanunun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 1. Alacaklının veya vekaletnamesinde yetki bulunması kaydıyla vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,
MADDE 25 – 2004 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin ikincin fıkrasında yer alan 116 ve ibaresi metinden çıkartılmıştır.
MADDE 26- 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
Geçici Madde 9- Bu Kanunla değiştirilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu maddenin ikinci fıkrası gereği ödeme yapılabilmesi için ilgilisi tarafından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde banka hesap numarası bildirilmesi gerekir.
Geçici Madde 10- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereği satış talebinde bulunulan mahçuz malların satışı önceki kanun hükümleri gereği tamamlanır.
Geçici Madde 11 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun bu Kanunla değiştirilen 106 ncı maddesinde düzenlenen süreler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce haczedilen mallar hakkında uygulanmaz.
Geçici Madde 12 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun bu Kanunla değiştirilen 150/e maddesinde düzenlenen süreler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takipler hakkında uygulanmaz.
Geçici Madde – Mevcut icra depoları, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde bu Kanunla değiştirilen 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre lisans almak zorundadır. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen icra depolarına hacizli mal gönderilmez. (LİSANSLI İCRA DEPOSU VEYA YETKİ BELGESİYLE İCRA DEPOSU KONUSUNDA İRADE NETLEŞTİKTEN SONRA BU GEÇİCİ MADDENİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR.)
MADDE 27- 02/07/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 23 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İcra takibinden veya icra takibine konu alacağın tamamı ile bir kısmının tahsilinden vazgeçildiğinin zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının beşte biri alınır. Ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra vazgeçilirse tahsil harcı tam olarak alınır.
MADDE 28- a) Bu Kanunla değiştirilen 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrası bu Kanunun Resmî Gazetede yayımı tarihinden 1 yıl sonra, b) Bu Kanunun diğer hükümler yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
MADDE 29- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


İCRA KEFİLİ-TAAHHÜDÜ İHLAL
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=36218 <---ÜSTÜNE TIKLAYINIZ

Tahhüdü ihlal suçunun bir cezası vardır ancak taahhüt hukuka uygun ise ceza verilebilmektedir.Özellikle haciz esnasında alınan ve hukuka uygun olmayan tahhutlerden dolayı ceza verilememektedir Hukuka uygun ödeme taahhüdü için borcun aslı harç ve giderler vekalet ucretı işlemiş ve işleyecek faizler hesap edıllmesı ve ayrıca acıkca gosterılmesı gerekmektedır(son ödeme tarıhlerıne gore işleyecek faizlerı hacız mahallınde hesaplamada gucluk cekersenız sonraki işleyecek faızden feragat edılebılır) ayrıca taksıt yapılmıssa taksıt tarıhlerı ve taksıtlerın tutarı ayrıca ve acıkca yazılmalıdır.

Taahhüdü İhlal Suçu ile ilgili Ceza Genel Kurul Kararı
T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu 
Esas No 2001/17HD-294 
Karar No 2002/1 
İtirazname 114292 
Kararı veren Yargıtay Dairesi 17. Hukuk Dairesi 
Mahkemesi KOZAKLI İcra Ceza 
Günü 07.12.2000 
Sayısı 5/5 
Şikayetçi Kadir Cenk 
Sanıklar Nusret Kumaşçı 
Temyiz Eden Sanık

Taahhüdü ihlal suçundan sanık Nusret Kumaşçı’nın İİY’nin 340.maddesi uyarınca 1 ay hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kozaklı İcra Ceza Mahkemesinden verilen 07.12.2000 gün ve 5/5 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 13.11.2001 gün ve 9612/9513 sayı ile;

“Sanığın üzerine atılı suçun içerik ve niteliğine, 17 Ekim 2001 tarih ve 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesine eklenen son fıkra uyarınca “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmü ile yapılan bu düzenlemenin sanığın lehinde bulunması ve TCK’nın 2/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” bulunduğu gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

Yargıtay C. Başsavcılığı 12.12.2001 gün ve 114292 sayı ile;

İİY’nın 340. maddesi “ 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvaffakatı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu, alacaklının şikayeti üzerine tetkik mercii tarafından bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü içermektedir.

İİY’nın 340. maddesinde düzenlenen suçu inceleyecek olursak; Suçun ön koşulu borçlu hakkında geçerli bir icra takibi bulunmasıdır. İİY’nın 111.i maddesi gereğince bir taksitlendirme yapılması ya da alacaklı ile borçlu arasında borcun ödenmesini içeren bir anlaşmaya varılması ve ödeme taahhüdünün ihlal edilmesi, suçun maddi unsurunu oluşturur.

Bu suç kasten veya taksirle işlenebilir. Maddedeki “makul bir sebep olmaksızın” ibaresi sonucu doğurmaktadır. Dolayısıyla burada bir objektif sorumluluk hali mevcut değildir. Çünkü borçlu yönünden makul bir nedenin mevcudiyeti halinde suç oluşmayacaktır. Burada ifade edilen “makul bir neden”, kuşkusuz borçlunun kusuru ile oluşmayan nedendir. Dolayısıyla buradaki taahhüdün ihlali, kusura dayanan bir ihlaldir, yani sorumluluk kusur sorumluluğudur.

Suçun faili ise icra takibine maruz kalan borçludur.

İİY’nın 111. maddesi uyarınca yapılan ödeme taahhüdünde; icra takibi kesinleştikten ve borca yeter derecede mal haczedildikten sonra, satış yapılmadan,borcun birinci taksitinin peşin ödenmesi ve kalanının da muntazam taksitlerle en çok üç ayda üç taksit halinde ödenmesinin taahhüt edilmesi gerekmektedir. Bu taahhüt alacaklının kabulüne bağlı değildir. Borçlunun taahhütte bulunması ile yani tek taraflı beyanı ile İİY’nın 111. maddesi uyarınca süreler durduğundan, Kanun da borçluya bir takım yükümlülükler yüklemektedir. Burada alacaklının da kabulü aranmadığından bir sözleşmeden bahsetmek mümkün değildir. Kanundan kaynaklanan yani alacaklının iradesine değer verilmeyen bir durumda, borçlunun beyan edip yerine getirmediği taahhüdü nedeniyle cezalandırılması söz konusudur. Bu halde hiçbir şekilde bir sözleşme söz konusu değildir. Kanundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali nedeniyle cezalandırılmaktadır. 

Alacaklı ve borçlunun icra memurunun huzurunda miktarı belli olan para borcunun ödenmesine ilişkin olarak mutabakata varmaları, borcun ödenmesine ilişkin taksitler ile taksit miktarı, taksit süreleri, tüm borcu karşılayacak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde olmalı ve her hangi bir kayıt ve şarta bağlanmamalıdır. Taahhüt alacaklı veya vekilinin yokluğunda yapılmış ise, bir muhtıra ile adı geçenlere bildirilmelidir. İtiraz edilmeyen taahhüt kabul edilmiş sayılır. Burada borçlunun taahhüdüne ilişkin zaptın İİY’nın 8 ve bu kanuna göre çıkartılan yönetmeliğin 20/2.maddesi uyarınca icra memuru tarafından imzalanması şarttır. Bu imza hukuken geçerlilik şartıdır. Burada taahhüt işleminde icra memurunun bulunma zorunluluğu onun işlemde bir taraf değil, ancak taahhüdün geçerliliği için bulunması gerekli şekli şartlardan biri olması nedeniyledir. Zira icra memurunun taahhüdün içeriğine müdahale imkanı bulunmamaktadır. Bu taahhüt hacizden önce olabileceği gibi sonra da olabilecektir. Buradaki taahhüdün alacaklı tarafından da kabulü gerektiğinden, bu işlem iki taraflıdır. İİY’nın 111. maddesindeki gibi tek taraflı değildir. Yalnız başlayan cebri icra sırasında alacaklının ve borçlunun ödeme konusundaki bu karşılıklı mutabakatları nedeniyle, talebe bağlı olan icra takibi de, bu taahhüt ihlal edilmediği sürece İİY’nın 110/3,4. maddeleri uyarınca kanundan dolayı durmakta; taahhüt gereğince ödemeler sürdüğü. Bir aksama olmadığı sürece bu duruma devam etmekte, ancak karşılıklı anlaşma nedeniyle adeta askıda beklemekte olan cebri icra, ihlal söz konusu olunca olduğu yerden işlemeye devam etmektedir. İİY’nın 111. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu haldeki taahhüt bir taksit sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de, bu ödeme şartının kabulünü sadece tarafların karşılıklı anlaşmalardan yani buradaki işlemin iki taraflı olduğundan hareketle tipik bir özel hukuk sözleşmesi olarak da değerlendirmek mümkün değildir. 

O halde İİY’nın 111. maddesinden kaynaklanan yasal taksit uygulaması başladıktan sonra, bunun ihlal edilmesi yasa ile öngörülen yükümlülüklerin ihlal edilmesidir. Bu halin hiçbir şekilde sözleşme ile ilgisi yoktur.

İİY’nın 340. maddesinde düzenlenen kabule bağlı taksit taahhüdünün ihlali ile ihlal edilen yalnızca sözleşme olmayıp, yapılan sözleşme ile durması sağlanan cebri icra nedeniyle, cebri icra örgütün kurulup çalışmasının esası olan kamu düzenidir. 
Taahhüdü ihlal suçundan korunan hukuki değer, kanunla öngörülen yükümlülüktür. Bu ihlalin sözleşmeyle veya yalnızca sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülükle ilgisi bulunmamaktadır. 

Ancak, bu suç ile ihlal edilen tek değerin kamu düzeni olduğu söylenemez. Alacaklının başvurduğu cebri icra yolunun yapılan taahhüt nedeniyle durması karşısında, alacağına geç kavuşmakta, zarara uğramaktadır. Yani ihlal edilen diğer hukuki konu mamelek hukukudur. 

2004 Sayılı Yasanın 340. maddesinde öngörülen taahhüdü ihlal suçundan ihlal edilen sözleşme hukuku olmayıp, suç sözleşmeye aykırılıktan değil, yasayla öngörülen bir yükümlülükten kaynaklanmaktadır. Borcun ödettirilmesine matuf objektif bir sorumluluk hali söz konusu olmayıp, kusur sorumluluğu esas alındığından, Anayasanın 38. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kalmamaktadır. 

Diğer yandan 4709 Sayılı Yasa ile getirilen düzenleme, genel bir kurala ilişkin olup, doğrudan uygulanabilir içerik ve nitelikte değildir. Bu nedenle Yüksek Dairece hükmün doğrudan uygulanabilir nitelikte kabul edilerek bozma kararı verilmesi de yerinde değildir.” Gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü. 

CEZA GENEL KURULU KARARI


Sanığın taahhüdü ihlal suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda çözümlenmesi gereken hukuki sorun, Anayasanın 38. maddesine 4709 Sayılı Yasa ile eklenen, “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” şeklindeki kuralın İcra İflas Yasası’nın 340. maddesinde düzenlenen ve yaptırımı özgürlüğü bağlayıcı ceza olan suç bakımından nazara alınıp alınamayacağı, diğer bir anlatımla ödeme taahhüdünün ihlal edilmesinin, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve 4709 Sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin doğrudan uygulanabilir bir kural niteliğinde bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 

Sorunun çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmesi için, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin, bunların TBMM’inde görüşülmesi sırasında görüşülmesi sırasında yapılan görüşmelerin, öğretideki düşüncelerin ve taahhüdü ihlal suçunun hukuki yapısının ele alınıp değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmamaktadır. 

“Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza” başlığını taşıyan İcra ve İflas Yasası’nın 340. maddesinde;

111. madde gereğince veya alacaklının muvafakatı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartının, borçlu tarafından makbul bir sebep olmaksızın ihlali, seçimlik hareketli suçlar olarak düzenlenmiş, yaptırımı ise özgürlüğü bağlayıcı ceza olarak öngörülmüştür.

İİY.nın 111. maddesine göre; borçlunun, yeterli miktarda malının haczedilmiş olması, satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt etmesi ve birinci taksiti derhal yatırması, her taksitin borcun dörtte bir miktarından aşağı olmaması taksitlerin aydan aya olup sürenin üç ayı aşmaması halinde icra işlemi durur ve aynı Yasasının 106. maddesinde belirtilen satış isteme süreleri işlemez. Bu maddeye göre kararlaştırılan ödeme taahhüdünde alacaklının onayına gerek bulunmayıp, borçlunun bu hakkı Yasadan kaynaklandığından, uygulamada “yasal taksit hakkı” olarak da adlandırılmaktadır. Belirtilen bu ödeme şartı, sözleşmeden değil Yasadan kaynaklandığından, borçlunun ödeme şartını ihlali halinde özgürlüğü bağlayıcı ceza ile cezalandırılması, Anayasanın 38. maddesinde 4709 Sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkradaki kurala aykırılık oluşturmaz. 

İİY’nın 340. maddesindeki ikinci ödeme şartı ise; icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının muvafakatıyla icra dairesinde kararlaştırılan borcun taksitle ödenmesidir. 

Ödeme koşulunun bu biçiminin ihlalinin suç oluşturabilmesi için, borçlu hakkında geçerli ve kesinleşen bir icra takibinin bulunması, borçlunun taahhüdünün alacaklı, vekili veya yasal temsilcisi tarafından kabul edilmesi, ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmaları, taahhüt esnasında, alacaklı veya vekili veya yasal temsilcisi hazır değil ise, alacaklının kabul keyfiyetinin ödeme tarihinden önce borçluya bir muhtıra ile bildirilmesi gerekmektedir. Sayılan koşullardan birinin bulunmaması halinde ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun bu madde ile cezalandırılması olanağı bulunmamaktadır.

A. Tahir Öğütçü ve A. Çiftçioğlu Uygulamalı İcra ve İflas Kanunu isimli eserlerinin 1298. sayfasında “Borçlunun taahhütte bulunması ve bu taahhüdün alacaklı tarafından kabul edilmesi bir akittir. Akit iki tarafın karşılıklı ve birbirlerine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde tamam olur. (B.K. md. 1) Kabul için bir süre tayin ederek başka bir kimseye bir akdin yapılmasını teklif eden kimse, bu sürenin bitimine kadar icabından dönemez. Bu süre bitmeden evvel kabul haberi kendisine yetişmezse icabı ile bağlı kalmaz. (BK. md. 3) Bu itibarla, borçlunun taksit talebinin, ilk taksit tarihinden evvel kabul keyfiyetinin borçluya bildirilmiş olması zorunludur. Aksi halde, borçlu icabı ile bağlı kalmadığından akit tamamlanmamış olur” biçimindeki açıklamalarla bu ödeme şartının bir sözleşme olduğunu ifade etmişler, İİY’nın 111. maddesinin 3. fıkrasında da bu ödeme koşulunun “sözleşme” olduğu ve bu sözleşmenin devamı süresince 106. maddedeki sürelerin işlemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan ödeme koşuluna ait tutanağın, ilgililer ve icra müdürü veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanması zorunluluğu bulunmakta ise de bu zorunluluk, İİY.nın 8. maddesi uyarınca tutanakların aleniyeti ve ispat kuvvetinden kaynaklanmaktadır. İmza, sözleşmenin değil tutanağın geçerlilik şartı olup, icra memurları bu taahhütte taraf olmadıklarından içeriğine müdahale edememekte, sözleşme sadece icranın tarafları arasında yapılmaktadır.

Maddede “makbul bir sebep olmaksızın” ödeme şartını ihlal eden borçlunun cezalandırılacağı öngörülmekte, postaya gününden önce verilen taksitin icra dosyasına gecikerek girmesi, hastalık, yangın, su baskını ve deprem gibi olağanüstü olaylar nedeniyle taahhüdün yerine getirilememesi gibi haller uygulamada haklı neden olarak kabul edilmekte, Anayasanın 38. maddesinin 9. fıkrasında belirtilen “yerine getirememe” kavramı ise “makbul sebeb”i de kapsayacak şekilde kendi ihmal ve kusuru olmaksızın, sadece sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü istese bile yerine getirememeyi ifade etmekte ve hakime daha geniş bir değerlendirme yapma olanağı vermektedir. Bu nedenle “makbul sebep” kavramının “yerine getirememe” kavramı ile aynı anlamı taşıdığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. 

Alacaklının muvafakatıyla kararlaştırılan ödeme şartını ihlal suçunun hukuki yapısı irdelendikten sonra; Anayasanın 38 inci maddesine 9 uncu fıkra olarak, 4709 Sayılı Yasanın 15.maddesi ile eklenen “hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” şeklindeki düzenlemenin anlam ve amacı, Meclisteki görüşmeler, uluslararası temel metinler ve öğretideki görüşler ışığında ele alınıp değerlendirilmelidir. Anılan Yasa değişikliğinin Mecliste görüşülmesi esnasında, bir soru üzerine Anayasa Komisyonu Başkanı; “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Dördüncü Protokolünün 1. maddesi, borçlar hukuku ilişkisinden kaynaklanan borçlarını rızasıyla ödeyemeyen bir borçlunun bu yüzden hapis cezasıyla cezalandırılmasını yasaklamıştır. Borcun ödenmemesi, ya borçlunun mal varlığı bulunmadığı için çaresizlikten veya buna rağmen kötü niyetten olabilir. Birinci halde, yani, kendi ihmal veya kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir” şeklinde açıklamalarda bulunmuş,

Değişikliğe ilişkin Anayasa Komisyonu raporunda ise, 4 No.lu Protokol gereği değişikliğin hükme eklendiği, sözleşmeden doğan yükümlülük içinde borçların da olduğu belirtilmiştir.

19.10.1992 tarihinde ülkemiz adına imzalanıp, 23.2.1994 tarih ve 3975 Sayılı Yasayla onaylanarak, o tarihten itibaren yasa değerinde bir hüküm olan ve 4709 sayılı yasal değişiklik ile de Anayasal bir kural haline gelen 4 No. lu Protokolün 1. maddesinin öğretide ve konuya ilişkin sempozyumlarda ele alınarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Nitekim Prof. Dr. Tekin Akıllıoğlu 1 Aralık 2001 günü yapılan bir sempozyumda sunduğu tebliğinde (AİHS ve Anayasa md. 38, f.8 Açısından Ödenmeyen Para Borçlarında Yaptırımlar Sempozyumu sh.4 vd.) 

“Genellikle uluslar arası andlaşmalarda hazırlık sırasında kullanılan “açıklayıcı belge” (explanatory report) buna bir çeşit gerekçe belgesi denebilir, sonradan andlaşmaya eklenirken, AİHS’nin ve 4 No.lu Protokole ek açıklayıcı belge bulunmamaktadır. 4 Nolu Protokolün uzmanlar komisyonunca yapılan bir açıklayıcı raporu vardır, ancak yayınlanmadığından hizmet içi belge olarak kalmıştır.

Fransız ceza hukukunda ve pek çok Avrupa ülkesinde borçlunun ödemeye zorlanması için hapsedilmesi (la contrainte par corps) denilen hukuki usul, kanundan doğan borçlarda veya kamu gücü iradesinden doğan borçlarda halen uygulanmaktadır.

Bu madde yetkili kamu makamlarının kişi özgürlüğünü kaldırma yetkisini sınırlamaktadır. Bu nedenle AİHS 5. maddesinin 1 (b) hükmü ile bağlantılıdır. Madde 5 1(b) hükmüne göre; “Bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulması ” söz konusudur. 

Başka bir anlatımla, kanunun öngördüğü yükümlülükler arasından “sözleşmeden doğan borçları” çıkarmak gerekir.

Borçtan (obligation) ne anlaşılmak gerekir? Madde sadece “sözleşmeden doğan borcu” (obligation contractuelle) korumaktadır.

Sözleşme bir para borcuna ilişkin olabileceği gibi satın alma, satma borcuna ilişkin de olabilir. Aynı şekilde bir şeyi verme, yapma, yapmama taahhütleri de kapsamdadır. Sözleşme sadece özel kişiler arasında ya da özel hukuk alanında yapılanları değil, taraflardan biri kamu tüzel kişisi olan ya da kamu hukukuna giren bütün sözleşmeler (idari imtiyaz sözleşmeleri, devlet ihale kanunu kapsamındaki sözleşmeler) 1. maddeye girer. Bu bakımdan AİHS 5/1 (b) de geçen “Yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için” deyimi 4 No.lu Protokol 1.maddenin öngördüğü “sözleşmeden doğan borç” kavramına dahil değildir. 

Birinci madde “yerine getirememe”den (inability) söz etmektedir. Dolayısıyla borçlu ödeyebilecek durumda olup da ödemeyi reddediyorsa koruma kapsamına girmez. Ayrıca maddede “yalnızca” (merely) kelimesi de kullanılmıştır. Borçlu hileyle ya da kötü niyetle hareket etmişse 1 inci madde hapsine engel değildir. Sonradan ödemezlik durumunda olduğu anlaşılsa bile durum değişmez. Gerçekten 1. madde iradi olmayan ödeyememe durumuna ilişkindir. Maddede geçen “yerine getirememe” (n’est pas en mesure d’executer/on the ground of inability) deyiminin “istese bile ödeyemeyecek” olan bir kimsenin durumunu anlattığı açıktır. 

Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun verdiği bir karara göre; bir kimsenin kanun emrettiği halde buna uymayarak alacaklısına malvarlığı hakkında beyanda (affidavit) bulunmamış olduğu için mahkemece hapsine karar verilmesi 1 inci maddenin koruduğu alana girmez.

AİHS’nin 5/1 (b) hükmü nasıl anlaşılmaktadır? Madde 5 1(b): “Bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için bir kimsenin o zamana kadar yerine getirmeyi ihmal ettiği belli ve somut bir borç veya edimi yerine getirmeye zorlanması amacıyla hapsedilmesini anlatmaktadır. Bu kural geniş yorumlanmamalıdır. “Bir vatandaşın genel nitelikte kanuna itaat ödevinden bahisle mecburi oturmaya mahkum edilmesi” (Guzzardi kararı), “bir ordu mensubunun bundan böyle borçlarına sadık kalması amacıyla oda hapsinde tutulması” (Ciulla kararı) genel nitelikte ödev ifasına zorlamadır, AİHS 5/1(b) kapsamına (koruduğu alana) girmez.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Doç. Dr. Metin Feyzioğlu aynı sempozyumda sunduğu tebliğinde; (Sözleşmeden Kaynaklanan Yükümlülükler Nedeniyle Hürriyetin Kısıtlanması Age.sh.15 vd)

“Anayasa m. 38, sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirmeyenin değil, getiremeyenin hürriyetinin kısıtlanamayacağı hükmünü içermektedir. Öyleyse, borcunu yerine getirebilecekken getirmeyenler, bu yasaktan yararlanamazlar. Bu çerçevede, İİK. md. 340’daki makbul sebep kavramını dar yorumlayan ve makbul sebebi örneğin, borçlu ya da onun talimatıyla başkası tarafından taksitin yatırılmasına imkan bulunmamasıyla ya da postadaki gecikmelerle sınırlayan bir uygulama, Anayasa md. 38’e aykırı olacaktır.

Ödeme şartını ihlal suçundan ödeme şartı, alacaklı ve borçlu arasında karşılıklı rıza ile yapılan bir sözleşmeye dayanıyorsa, bu suçu hükme bağlayan İİK. md. 340’daki “makbul sebep”, ceza hukukundaki “beklenmeyen durum” olarak anlaşılırsa ve borçlunun gelir elde edip, taksiti ödemesini engelleyen beklenmeyen durumlarda ceza verilmesi yoluna gidilmezse, sözü geçen suç Anayasa md. 38’e aykırı olmayacaktır.”

Yine öğretide Dr. Şeref Ünal (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 329 ve 330. sh.) konuya ilişkin olarak; “bu hüküm borçlar hukuku ilişkisinden kaynaklanan borçlarını rızasıyla ödemeyen bir borçlunun, bu yüzden hapis cezasıyla cezalandırılmasını yasaklamıştır. Borcun ödenmemesi, ya borçlunun mal varlığı bulunmadığı için çaresizlikten veya buna rağmen kötü niyetten olabilir.

Birinci halde, yani kendi kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz. Ancak borçlunun hile ile veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde, protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir.

Akde muhalefetin suç sayılarak hapis cezasıyla cezalandırılabilmesi için, yasal unsurlarının bulunması gerekir. Örneğin, borçlarından kurtulmak için ülkeden kaçma hazırlıkları yapan bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması, sözleşmeye aykırı sayılmaz. 

Nitekim, bu gerekçeyle İİY’nın 331 ve onu izleyen maddelerinde kötü niyetli borçlular için cezai müeyyideler öngörülmüştür. Buna göre, alacaklısını zarara sokmak kastıyla malvarlığını eksilten, borç ödemeden aczine kendi fiiliyle sebebiyet veren borçluların hapis cezasıyla cezalandırılmaları mümkündür. Bu gibi hallerde yasal dayanak İİY’nın söz konusu hükümleri olduğu için, borçluların cezalandırılması, Protokolün bu hükmüne aykırı sayılmamalıdır.
Borcun ifasının imkansızlığı, sonradan borçlunun mali durumunun bozulması yüzünden ortaya çıkabileceği gibi, başlangıçta, yani akdin yapıldığı anda da söz konusu olabilir. Örneğin, BK’nun 117 inci maddesine göre, “borçluya isnat olmayan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa, borç sakıt olur.” Bu ikinci halde borç kendiliğinden ortadan kalkacağından, borcun ödenip ödenmemesi zaten söz konusu değildir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 

Borçlu –sanık hakkındaki icra takibi sırasında borcunu 1.8.2000 tarihinde ödeyeceğini bildirmiş, bu talebi kabul edilerek kabul muhtırası 8.8.2000 tarihinde borçlu-sanığa tebliğ edilmiştir.

İİY’nın 340.maddesi uyarınca “alacaklının muvafakatı ile kararlaştırılan ödeme şartının” ise bir sözleşme olduğu yönünde herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Maddedeki “makbul sebep” kavramı, Anayasanın 38 maddesinin 9. fıkrasındaki “yerine getirememe” kavramından daha dardır. Bu nedenle üst norm olan ve sanık lehine hükümler getiren bu yeni Anayasal düzenleme çerçevesinde, sanığın borcunu hangi nedenle veya nedenlerle yerine getiremediğinin araştırılarak, hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. 

SONUÇ Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 22.01.2002 gününde yasal oyçokluğuyla karar verildi. 
20.03.2002

Ödeme Şartını İhlal Dava ve Hükümlü Sayıları


İcra İflas Kanunu 340. Maddeye göre İcra Ceza mahkemeleri tarafından açılmış olan Taahhüdü İhlal (Ödeme Şartını İhlal)dava sayısı 2010 yılında416.371 dir. 2011 yılında icra ceza mahkemeleri tarafından açılmış dava sayısı Adalet Bakanlığının açıklamalarına göre 550.000 dir. 
Taahhüdü ihlal nedeniyle verilen hapis cezalarıtazyik hapsidir.. (5358 Sayılı, İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun değişik 340. maddesinde belirtilen Taahhüdü İhlal suçundan 3 aya kadar Tazyik Hapsi cezası)

Taahhüdü İhlal nedeniyle cezaevlerinde bulunan hükümlü sayısı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerinde yer almadığı için, bu sayı resmi olarak bilinmemektedir. 2010 ve 2011 yılında icra ceza mahkemelerince açılmış bulunan dava sayısı toplamı 
966.371 dir. Bu sayılar göz önüne alındığında, hakkında dava açılmış kişilerin yüzde 10 oranında mahkum olması durumunda tahmini sayı 100.000 civarlarında olacaktır. 
Aşağıda 2010 ve 2011 yılı İcra Ceza mahkemelerince açılmış olan taahhüdü ihlal dava sayıları vardır. taahhüdü ihlal nedeniyle Cezaevlerinde mahkum olunan kişi sayısının Adalet bakanlığı Adli Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğü'nde yer almayacağına dair, Bakanlar Kurulunun 20/3/2006 Tarihli 2006/10218 Nolu Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük - Disiplin Hapsi ve Tazyik Hapsi Kararlarının İnfazına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı vardır.
                                                    2010 VERİLERİ

        CEZA MAHKEMELERİ İŞ YÜKÜNÜN DAVA SAYISINA  GÖRE DAĞILIMI

MAHKEME TÜRÜ
 ÖNCEKİ YILDAN DEVREDEN
YIL İÇİNDE AÇILAN
BOZULUP GELEN
TOPLAM GELEN
CMK AĞIR CEZA

6972

7003

1029

15004

ÇOCUK

32930

45039

1150

79119

ÇOCUK AĞIR CEZA

3902

2347

175

6424

AĞIR CEZA

58998

68772

13841

141611

ASLİYE CEZA

671760

521371

74790

1267921

SULH CEZA

366027

804628

21511

1192166

TRAFİK

137

5

1

143

İCRA CEZA


81245


334601


525


416371

SINAİ HAKLAR CEZA

4688

5498

381

10567

TOPLAM

1226659

1789264

113403

3129326
2010 YILINDA İCRA CEZA MAHKEMELERİNCE AÇILAN DAVA SAYISI: 416.371

2011 YILI VERİLERİ (2011 YILI VERİLERİ ADLİ SİCİL VERİLERİNE ALINMAMIŞTIR)
2011 YILI VERİLERİ YARGININ HIZLANDIRILMASI VE İŞ YÜKÜNÜN AZALTILMASI AMACIYLA HAZIRLANAN "BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI GEREKÇE" İÇERİĞİNDE MEVCUTTUR.
Gerekçede;
2) Disiplin ve tazyik hapsi gerektiren her icra suçu mahkeme önüne gelmeyecektir. 
İcra ve İflas Kanununda yapılan değişiklikle disiplin ve tazyik hapsi gerektiren eylemlerde parasal bir sınır öngörülerek, bu sınırın altında kalan icra suçlarının mahkeme önüne gelmesi engellenmektedir. Toplam alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından 16 yaşından büyükler için belirlenen aylık brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsi uygulanmayacaktır. 2011 yılında mahkemelere bu türden "esas"a kaydedilen 300.000'i aşkın, "değişik iş"e kaydedilen 250.000'i aşkın olmak üzere toplam 550.000'i aşkın dosya gelmiştir. Yapılan değişiklikle bu dosyaların büyük kısmının mahkeme önüne gelmesi önlenecektir. 
Link: İş Yükünün Azaltılmasına Dair Kanun Tasarısı Gerekçe
2011 YILINDA İCRA CEZA MAHKEMELERİNCE AÇILAN DAVA SAYISI: 550.000 

İcra Ceza Mahkemelerini tarafından verilen "ödeme şartını ihlal" tazyik hapisleri Adalet Bakanlığı hükümlü ve tutuklu sayıları istatistik verilerine kaydı yapılmaz. Bu nedenle "taahhüdü ihlal" tazyik hapsi nedeniyle cezaevlerinde hükümlü olanların sayısı Adalet Bakanlığı istatistik verilerinde yoktur.


TAAHHÜDÜ İHLAL NEDENİYLE VERİLEN TAZYİK HAPSİ KAYITLARININ AYRI TUTULDUĞU VE ADLİ SİCİL İSTATİSTİK VERİLERE GİRMEYECEĞİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK
CEZA İNFAZ KURUMLARININ YÖNETİMİ İLE CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA TÜZÜK
Bakanlar Kurulu Karar Tarihi : 20/3/2006, No: 2006/10218
Dayandığı Kanunun Tarihi : 14/6/1930, No: 1721
Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararlarının infazı
MADDE 193  (1) Disiplin hapsinin Cumhuriyet başsavcılığınca infazında aşağıdaki esas ve usuller uygulanır;
a) Mahkemece verilen disiplin hapsi kararları, disiplin hapsine mahsus deftere kaydedilir,
b) Disiplin hapsi cezasının infazı amacıyla, on gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına gelmesi için hükümlüye çağrı belgesi gönderilir. Bu süre içinde hükümlünün gelmemesi veya kaçması halinde yakalama emri düzenlenir. İlgilinin bu adreste bulunamaması halinde karar, yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir,
c) Kanun hükümlerine göre disiplin hapsi, kaldırılmadığı veya düşürülmediği takdirde kurumda yerine getirilir.
(2) Tazyik hapsi kararlarının Cumhuriyet başsavcılığınca infazında aşağıdaki esas ve usuller uygulanır;
a) Mahkemece verilen tazyik hapsi kararları, bu kararlara mahsus deftere kaydedilir,
b) Bu kararlar, hükümlünün kararda belirtilen adresinde bulunan mahalli kolluk kuvvetlerine veya ilgilinin bu adreste bulunamaması halinde yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir,
c) Kanun hükümlerine göre tazyik hapsi kararı kaldırılmadığı sürece, kurumda yerine getirilir.
(3) Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları için kurumda ayrı bir kayıt tutulur.
(4) Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adlî sicil kayıtlarına işlenmez.



TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 239
makaleler Talih UYAR
 İcra ve iflas hukukunda yer alan “sürelere ilişkin kurallar”, İİK m. 19’da 
HUMK m. 161 ve 162’ye paralel şekilde düzenlenmiştir. 
 I. Süreler, gün, ay ve yıl olarak hesaplanır.
aa. Gün olarak belirlenen sürelerde “ilk gün” hesaba katılmaz, (İİK m. 
19/I)
1
 örneğin; örnek 163 ödeme emri borçluya 2.2.2004 tarihinde tebliğ 
edilmişse, 5 günlük itiraz süresi 7.2.2004 günü tatil saatinde sona erer. Ancak, ayrık olarak, yasada ilk günün hesaba katılacağı açıkça belirtilmişse, 
ilk gün hesaba dahil edilerek süre hesaplanır. Örneğin; “karısı veya kocası ve 
kan ve sıhriyet itibariyle usul veya fürundan birisi ölen bir borçlu aleyhine, ölüm 
günüyle beraber 3 gün talik olunur” (İİK m. 52). Keza, “terekenin borçlarından 
dolayı ölüm günü ile beraber 3 gün takip geri bırakılır” (İİK m. 53/II). Bu ayrık 
durumların dışında, özellikle bütün şikayet ve itirazınız sürelerinin hesaplanmasında, sürenin başladığı ilk günün hesaba katılmaması gerekir. 
bb. Ay ve yıl olarak belirlenen süreler, ayın ya da yılın kaçıncı günü iş-
lemeye başlamış ise, biteceği ay veya yılın aynı gününde (örneğin; 10.2.2004 
tarihinde işlemeye başlayan “altı aylık süre” (İİK m. 67/I) 10.8.2004 günü tatil 
saatinde; 10.2.2004 günü işlemeye başlayan “iki yıllık süre” (İİK m. 100/I) 
10.2.2006 günü tatil saatinde ve biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa 
ayın son günü (örneğin; 31 Martta başlayan bir aylık süre (İİK m. 272/I)), 
30 Nisanda biter. 
II. Bu süreler, yasanın öngördüğü şekilde bazen tefhim (İİK m. 65/V, 
97/VI, 264/I, II, III, 363 vs.) bazen tebliğ (İİK m. 62/I, 65/II, V vs.) bazen 
öğrenme (16/I, 96/III, 134/II, IV, 347 vs.) bazen bir olayın oluş tarihi “ölüm 
tarihi” (İİK m. 52, 53), “ihale tarihi” (İİK m. 134) bazen ilan (İİK m. 44/II, 
İCRA HUKUKUNDA SÜRELER
Av. Talih UYAR*
1
İzmir Barosu üyesi.
1
Bkz., 12. HD. 25.10.2002 T. 13358/21837; 29.6.1999 T. 8379/8903; 8.7.1998 T. 7571/8350; 
20.6.1986 T. 13068/7230 240 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
235/I, 392/I) bazen bir işlemin yapılması “haciz işleminden itibaren” (İİK m. 
106) tarihinden itibaren işlemeye başlar. 
Öğleden sonra tatil olan günler Ramazan ve Kurban Bayramları’nın 
arife günleri; 28 Ekim günü, işgünüdür. Sürenin son günü böyle bir güne 
rastlarsa, süre o gün öğle saatinde sona erer. 
Bir sürenin sonuncu günü “resmi tatil günü”ne rastlarsa, süre “tatili izleyen günde” ve o günün tatil saatinde (İİK m. 19/IV)
2
 biter (İİK m. 19/III).
3
Buna karşın, “resmi tatil günleri” süreye dahildir. Yani, sürenin içinde 
kalan resmi tatil günleri de hesaba dahil edilir ve bu nedenle süre uzatılmaz.
4
 Örneğin; borçluya 3.2.2004 pazartesi tarihinde icra emri tebliğ edilmiş 
ve 5.2.2004 - 8.2.2004 tarihleri Kurban Bayramı’na rastlarsa, 7 günlük süre 
4.2.2004 salı günü işlemeye başlar, 10.2.2004 pazartesi günü tatil saatinde biter. Görüldüğü gibi bu durumda, borçluya itiraz için sadece 2 gün 
kalmaktadır. Başka bir deyişle, 7 günlük yasal itiraz süresi fiilen 2 güne 
inmiş olmaktadır: Doktrinde
5
 bu durumun adil olmadığı belirtilerek “gün”
yerine “iş günü” kavramının yapılacak yasa değişikliğinde kabul edilmesi 
Ticaret Yasası, Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Yasaları örnek gösterilerek 
önerilmiştir. 
III. Resmi tatil günleri nelerdir? 2429 sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun”a ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre: 
a. Ulusal bayram (Cumhuriyet Bayramı): 28 Ekim günü saat 13:00’den 
itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder. 
b. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: 23 Nisan günü,
c. Resmi bayram günleri,
aa. Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı: 19 Mayıs günü,
bb. Zafer Bayramı: 30 Ağustos günü,
d. Dini bayram günleri,
aa. Ramazan Bayramı: Arife günü saat 13:00’den itibaren 3,5 gün,
bb. Kurban Bayramı: Arife günü saat 13:00’den itibaren 4,5 gün,
2
   Bkz., 12. HD. 1.11.1982 T. 8067/7881
3
Bkz., 12. HD. 8.11.2002 T. 20910/22881; 15.10.1999 T. 10914/12395; 15.2.1994 T. 
16972065; 20.6.2002 T. 12213/13285; 21.4.2000 T. 5420/6443; 20.4.2000 T. 5605/6283; 
19.4.2002 T. 7043/8237; 9.12.1999 T. 15359/16106; 28.9.1998 T. 8779/9653; 22.9.1997 
T. 8594/9086; 20.12.1983 T. 10224/11434; 13.10.1981 T. 5774/7422
4
Bkz., 12. HD. 21.4.1977 T. 7435/7711
5
MOROĞLU, E. İcra ve İflas Kanunu’nun Uygulanmasında Güncel Sorunlar Sempozyumu,
s. 114 Karşı görüş için bkz., POSTACIOĞLU, İ. a.g.e., Sempozyum, s. 120 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 241
makaleler Talih UYAR
e. Yılbaşı: 1 Ocak günü.
Yukarıda belirtilen bu günlerde tüm “resmi daire ve kuruluşlar” tatil 
edilir. Hafta tatili cumartesi
6
 ve pazar günüdür. 
IV. Süreler ya İcra ve İflas Kanunu’nda açıkça belirlenmiştir ya da bu 
belirlemeyi, yasanın öngördüğü durumlarda icra ve iflas organı genellikle 
icra memuru yapar: 
a. İcra ve İflas Kanunu’nda Belirlenmiş Olan Süreler: İcra ve İflas Kanunu’nda belirlenmiş olan süreler çok değişiktir.
7
 Kanun yapıcı bu süreleri; 1 
gün, 3 gün, 5 gün, 7 gün, 1 hafta, 10 gün, 15 gün, 20 gün, 30 gün, 1 ay, 2 ay, 
3 ay, 4 ay, 6 ay, 1 yıl, 2 yıl, 5 yıl, 10 yıl ve 20 yıl olarak öngörmüştür.
İcra ve İflas Kanunu’nda açıkça belirlenmiş olan bu süreleri öngördükleri maddelerle birlikte şöyle sıralamak mümkündür.
8
İİK m. Süre   İİK m. Süre   İİK m. Süre   İİK m. Süre   
    7/I 1 yıl   97/IX 7 gün           II 7 gün 270/III 15 gün
        I 10 yıl        99 7 gün   163/II 4 ay   271/I 10 gün
        9 1 gün   101/I 1 yıl    164/I 10 gün   272/I 1 ay 
  16/I 7 gün          II 7 gün 168/I-2 10 gün          II 15 gün
18/III 10 gün       103 3 gün           3 5 gün         III 7 gün
      III 30 gün 104/III 3 gün           4 5 gün    274/I 7 gün
6
657 sayılı Devlet Memurları K. m. 99/II
7
16.12.1994 tarihinde yapılan ve 1.1.1997 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan İsviçre 
Federal İcra ve İflas Kanunu’ndaki son değişiklikle, Kanton Usul Kanunları’nda oldukça farklı düzenlenmiş olan sürelerin hepsi 20 güne çıkarılmıştır. Örneğin; borçtan 
kurtulma davası (İsviçre İİK m. 83/II), istihkak davası (İsv. İİK m. 107/IV; 108/II), 
hacizde ve iflasta sıra cetveli davası (İsv. İİK m. 148/I; 250/I), iflasta istihkak davasında (İsv. İİK m. 242/II) süreler yeknesak bir biçimde yirmi gün olmuştur. Eğer dava 
gereksiz yere sürüncemede bırakılmıyorsa veya daha kısa süre için bir usul ekonomisi 
(daha az yargılama gideri) gerekçesi yoksa veya basitlik bakımından sürenin kısa 
olması gerekmiyorsa şimdiye kadar mutad 10 günlük süre korunmuştur... Davaya 
katılanlardan (borçlu, alacaklı veya üçüncü kişi) birisi yurtdışında ise, süre uzatılabilir (İsv. İİK m. 33/II). Bu, İsviçre İİK’nın hem mahkemeler hem idari makamlar için 
öngördüğü süreler için geçerlidir. Ancak bu itiraz, dava ve şikayet süreleri içindir 
(Taşpınar, S., İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu’nda Yapılan Değişikliklere Genel Bir Bakış 
(75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki Kuru Armağanı, 2004, s. 611 vd.)).
8
Kuru, B., İcra ve İflas Hukukunda Müddetler (H. C., Oğuzoğlu’na Armağan, 1972, s. 621 
vd.) Yener, G., ( “İcra ve İflas Kanunu’ndaki Müddetlerin Değişikliği” a.g.e., Sempozyum, 
s. 90 vd.).242 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
24/I 7 gün 106/I 1 yıl 5 5 gün 276/II 3 gün
25/I 7 gün I 2 yıl 6 10 gün III 7 gün
26/I 7 gün 111/I hemen 6 3 gün 278/II 2 yıl
IV 5 gün II 3 ay 169a/I 30 gün 280/I 5 yıl
IV 30 gün III 1 yıl III 6 ay 284  5 yıl
29/II 7 gün III 2 yıl 170a 5 gün 285/V 6 ay
31/I 7 gün III 10 yıl 171/II-2 5 gün V 1 yıl
32 7 gün 112/I 1 ay 3 5 gün 286/II 5 gün
33/I 7 gün 116/I 5 gün 4 5 gün III 10 gün
33a/II 7 gün 118/I 7 gün 172 5 gün 287/I 10 gün
39/I 10 yıl 123 2 ay 173/I 5 gün II 3 ay
44/I 15 gün 124/II 10 gün II 15 gün VI 2 ay
II 1 yıl 125/II 1 yıl III 7 gün 291/III 10 gün
III 2 ay 126/I 7 gün 178/II 15 gün 292/I 20 gün 
V 2 ay I 1 ay III hemen II 10 gün
52 3 gün 126/II-3 10 gün 179b/IV 1 yıl 294/III 10 gün
53/I 3 gün 126/II-4 15 gün 194/I 10 gün 295/II 10 gün
56 1 gün 128/I 3 gün 206/V-C 1 yıl 296/I 10 gün
60/2 7 gün 128a/I 7 gün 208/III 3 ay 299 10 gün
3 7 gün II 1 yıl 217 30 gün 301/I 10 gün
4 7 gün III 10 gün 218/II 20 gün 302 10 gün
61/I 3 gün 130 10 gün II  2 ay 303/III 2 ay
62/I 7 gün 133/I hemen 219/I 10 gün 307/I 10 gün
II 3 gün I 3 gün 219/II-2 1 ay 309ç/II 7 gün
65/II 3 gün I 7 gün 5 10 gün 309g/II 6 ay
V 7 gün I 10 gün 220 10 gün 309h/I 10 gün
66/II hemen 134/II 7 gün 221/IV 7 gün 309i/II 5 yıl
67/1 1 yıl II 20 gün 223/III 7 gün 318/I 6 ay
68/I 6 ay III 10 gün V-1 7 gün 320/I 10 günTBB Dergisi, Sayı 55, 2004 243
makaleler Talih UYAR
68a/I 6 ay VI 1 yıl 225  7 gün 322 hemen
68b/I 15 gün 135/I 7 gün 228/II 7 gün 323/II 1 yıl
II 1 ay II 15 gün 232 3 ay II 2 yıl
69/II 7 gün 142/I 7 gün 235/I 15 gün  327/I 4 ay
72/VII 1 yıl 143/III 1 yıl 237/II 20 gün  329/II 6 ay
75/I 3 gün VI 1 yıl 242/I 1 ay 332/I 2 yıl
77 7 gün VI 20 yıl 249/I 10 gün II 2 yıl
78/II 1 yıl 146/1 15 gün 256 6 ay 336 1 ay
79/I 3 gün 2 7 gün 261/I 10 gün 339/I 7 gün
84/I 2 ay 147/I-2 7 gün 262/II 3 gün 347 3 ay
89/II 7 gün 149/II 30 gün 264/I 7 gün 347 1 yıl
III 7 gün 149a/I 7 gün II 7 gün 352/I 5 gün
III 15 gün 149b/I-1 30 gün III 1 ay 353/I 7 gün
III 20 gün 2 7 gün IV 1 ay 355/I 1 hafta
III 1 yıl 150 7 gün 265/I 7 gün 356/III hemen
III 2 yıl 150e/I 1 yıl II 7 gün 357 hemen
V 3 gün I 2 yıl 267/II 7 gün 358/III 7 gün
94/III 1 ay 152/III 1 yıl III 7 gün 362 10 yıl
96/II 3 gün 153/I 15 gün 269/II 7 gün 363/II 10 gün
III 7 gün 155 7 gün III 6 ay 366/I 15 gün
97/VI 7 gün 156/IV 1 yıl IV 3 gün III 10 gün
97/VIII 1 yıl 157 1 ay 269a 6 ay
VIII 2 yıl 158/I 15 gün 269c/III 10 gün
İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiş olan bu süreleri bir başka açıdan 
aşağıdaki şekilde de sıralamak mümkündür: 
Hemen;
İİK 66/II (imzaya itiraz halinde, alacaklının icra dairesinden, tatbike 
medar imzaların celbini isteme süresi).244 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 111/I (borcun taksitle ödenme teklifinde; birinci taksitin yatırılma 
süresi).
İİK 133/I (taşınmaz ihale bedelinin yatırılma süresi).
İİK 168/I (kam. sen. mah. hac. yolu ile takiplerde; borçluya senet sureti 
ile birlikte ödeme emri gönderilme süresi).
İİK 178/III (borçlunun, aczini bildirerek iflasını isteme süresi).
İİK 264/II (ihtiyati haciz kararına dayalı haciz yoluyla takiplerde; 
itirazın alacaklıya tebliğ süresi).
İİK 267/II (ihtiyati haciz kararına dayalı iflas yoluyla takiplerde; itirazın 
alacaklıya tebliğ süresi).
İİK 322 (kesinleşmiş fevkalade mühlet kararının ilanı süresi).
İİK 353/III (borçlunun maaş ve ücretinde kesinti yapmakla görevli 
kişiler hakkındaki malumatın icra dairesine verilme süresi).
İİK 357 (ilgililerin, icra dairesince yapılan tebliğ ve emirleri yerine 
getirme süresi).
1 gün;
İİK 9 (para ve değerli eşyanın tevdii süresi).
İİK 56 (müddetin sonunun, talik gününe rastlaması halinde müddetin 
ne kadar uzayacağı).
3 gün;
İİK 52 (borçlunun ailesinden birinin ölmesi halinde takibin tatili sü-
resi).
İİK 53/I (terekenin borçlarında ölüm nedeniyle takibin tatili süresi).
İİK 61/I (borçluya ödeme emri gönderme süresi).
İİK 62/II (alacaklıya, takibe itiraz edildiğinin bildirilme süresi).
İİK 65/II (gecikmiş itirazda bulunma süresi).
İİK 75/I (mal beyanında bulunma süresi “genel haciz yolu ile takiplerde; 
itirazın iptaline veya itirazın kaldırılmasına veya kambiyo senetlerine mahsus haciz 
yoluyla takiplerde; ödeme emrine itirazın reddine karar verilmesi halinde”).
İİK 79/I (hacze başlama süresi).
İİK 89/V (gecikmiş itirazda bulunma süresi).
İİK 96/II (istihkak iddiasına itiraz süresi).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 245
makaleler Talih UYAR
İİK 103 (haciz tutanağını davet üzerine inceleme süresi).
İİK 104/III (hacze iştirak halinde davet süresi).
İİK 128/I (mükellefiyet listesine itiraz süresi).
İİK 133/I (kendisine taşınmaz ihale olunan kimsenin ihale bedelini 
yatırmaması üzerine, bu kişiden önce en yüksek teklifte bulunan kimseye 
taşınmazı teklif ettiği bedelle alıp almayacağını bildirmesi için tanınan 
süre).
İİK 168/I-VI (kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiplerde 
ödeme emrine itirazın reddedilmesi halinde, mal beyanında bulunma 
süresi).
İİK 262/II (ihtiyati haciz tutanağının tebliğ süresi).
İİK 276/II (kiralanan taşınmazda tahliye sırasında üçüncü kişi ile kar-
şılaşılması halinde tahliyeyi erteleme süresi).
5 gün;
İİK 26/IV (taşınmazların tahliye ve tesliminde, taşınmaz içinde bulunup da ilama dahil olmayan eşyanın borçlu tarafından, icra dairesinin 
teslim ettiği yerden veya alacaklıdan alınma süresi).
İİK 168/I-3 (kam. sen. mah. hac. yoluyla takiplerde; takip dayanağı 
senedin kambiyo senedi niteliğinde olmaması halinde, şikayet süresi).
İİK 168/I-4 (kam. sen. mah. hac. yoluyla takiplerde; imzaya itiraz 
süresi).
İİK 168/I-5 (kam. sen. mah. hac. yoluyla takiplerde; borca itiraz sü-
resi).
İİK 170 a (kam. sen. mah. hac. yoluyla takiplerde; takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmaması halinde şikayet süresi). 
İİK 171/II-2 (kam. sen. mah. iflas yoluyla takiplerde ödeme süresi).
İİK 171/II-3 (kam. sen. mah. iflas yoluyla takiplerde; itiraz ve şikayet 
süresi).
İİK 171/II-4 (kam. sen. mah. iflas yoluyla takiplerde; borçlunun iflasının 
istenme süresi).
İİK 172 (kam. sen. mah. iflas yoluyla takiplerde; itiraz ve şikayet sü-
resi).
İİK 173/I (kam. sen. mah. iflas yoluyla takiplerde; itiraz ve şikayetlerin 
icra dairesine bildirilme süresi).246 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 286/II (konkordato müddetinin kendiliğinden kalkma süresi).
İİK 352/I (icra tetkik merciinin, duruşma yaptığı durumlarda, icra 
suçları hakkında karar verme süresi).
7 gün;
İİK 16/I (şikayet süresi).
İİK 24/I (ilamda hükmolunan menkulü teslim süresi).
İİK 25/I (ilamda hükmolunan çocuğu teslim süresi).
İİK 26/I (ilamda hükmolunan gayrı menkulü teslim süresi).
İİK 29/II (gemi veya gayrı menkulde bulunan üçüncü kişiye tanınan 
dava açma süresi).
İİK 31/I (kaldırılmasına veya yerine getirilmesine hükmolunan irtifak 
hakları ile gemi üzerindeki intifa haklarına ilişkin ilamların yerine getirilme 
süresi).
İİK 32 (para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamlarda; borcun ödenme 
ve teminatın verilme süresi).
İİK 33/I (ilamlı takiplerde icranın geri bırakılmasını isteme süresi).
İİK 33 a/II (ilamın zamanaşımına uğramadığı konusunda genel mahkemede dava açma süresi).
İİK 60/2 (genel haciz yoluyla takiplerde; borcun ödenme süresi).
İİK 60/3 (genel haciz yoluyla takiplerde; imza itirazında bulunma 
süresi).
İİK 60/4 (genel haciz yoluyla takiplerde; mal beyanında bulunma 
süresi).
İİK 62/I (genel haciz yoluyla takiplerde; ödeme emrine itiraz süresi).
İİK 65/V (gecikmiş itirazda; mazeretin kabulü kararından itibaren 
itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptalini isteme süresi).
İİK 69/II (borçtan kurtulma davası açma süresi).
İİK 77 (sonradan kazanılan malları beyan süresi).
İİK 89/II (birinci haciz ihbarnamesine itiraz süresi).
İİK 89/III (birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine itiraz süresi).
İİK 96/III (borçlu veya üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunma 
süresi).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 247
makaleler Talih UYAR
İİK 97/VI (üçüncü kişinin tetkik merciinde istihkak davası açma sü-
resi).
İİK 97/IX (üçüncü kişinin, haczedilen şey veya satılıp da bedeli henüz 
alacaklıya verilmemiş bedel hakkında istihkak davası açma süresi).
İİK 99 (üçüncü kişinin zilyetliği halinde, alacaklının üçüncü kişi hakkında istihkak davası açma süresi).
İİK 101/II (hacze iştirak taleplerine iştirak süresi).
İİK 118/I (satış bedelinin ödenme süresi) “menkullerde”.
İİK 126/I (düzeltme ilan süresi).
İİK 128a/I (kıymet takdirine şikayet süresi/şikayet tarihinden itibaren 
gerekli masraf ve ücretin yapılacak bilirkişi incelemesi için merci dosyasına 
yatırılma süresi).
İİK 133/I (ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle ihalenin feshinden 
sonra en yüksek teklifte bulunan kimsenin taşınmazı almayı kabul etmemesi 
halinde yeniden yapılacak ihalenin ilan süresi).
İİK 134/II (ihalenin feshini isteme süresi).
İİK 135/I (ihale edilen taşınmazın alıcı adına tapuya tescil süresi).
İİK 142/I (sıra cetveline itiraz davası açma süresi).
İİK 146/2 (menkul rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde; 
itiraz süresi).
İİK 147/I-2 (menkul rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde; 
mal beyanında bulunma süresi).
İİK 149a/I (ip. par. çev. yolu ile ilamlı takiplerde; icranın geri bırakılmasını isteme süresi).
İİK 149b/I-2 (ip. par. çev. yolu ile ilamsız takiplerde; ödeme emrine 
itiraz süresi).
İİK 150 (ip. par. çev. yolu ile ilamsız takiplerde; ödeme emrine itiraz 
süresi).
İİK 155 (iflas yoluyla takiplerde ödeme süresi).
İİK 158/II (depo kararının yerine getirilme süresi).
İİK 173/III (iflas davasında; borcun yatırılması “depo edilmesi” için 
borçluya tanınan süre).
İİK 221/IV (iflas bürosunun işlemlerine karşı şikayet süresi).248 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 223/III (iflas idaresi toplantıları için çağrı süresi).
İİK 223/V-1 (iflas idaresinin, alacaklılar toplantısının kararlarına karşı, 
tetkik merciine şikayet süresi).
İİK 225 (iflasta alacaklılar toplantısının kararlarına karşı şikayet sü-
resi).
İİK 228/II (iflas idaresinin üçüncü kişinin istihkak iddialarını reddetmesi halinde, istihkak davası açması için üçüncü kişiye verdiği süre)
İİK 264/I (ihtiyati haczi tamamlayan merasim süresi).
İİK 264/II (ihtiyati haciz kararının uygulanmasından sonra gönderilen 
ödeme emrine itiraz edilmesi halinde, itirazın kaldırılmasını isteme veya 
itirazın iptali davası açma süresi).
İİK 265/I (ihtiyati haciz kararına itiraz süresi).
İİK 265/II (üçüncü kişilerin, ihtiyati haciz kararına itiraz süresi).
İİK 267/II (ihtiyati haciz kararından sonra iflas yolu ile takibe başvurulması halinde itirazın kaldırılmasını isteme süresi).
İİK 267/III (ihtiyati haciz kararından sonra iflas yolu ile takibe baş-
vurulması ve ödeme emrine itiraz edilmemesi halinde iflas davası açma 
süresi).
İİK 269/II (temerrüt nedenine dayalı ilamsız tahliye takiplerinde ödeme 
emrine itiraz süresi).
İİK 272/III (tahliye emrine itiraz süresi).
İİK 274/I (tahliye emrine itiraz süresi).
İİK 276/III (tahliye takiplerinde tetkik merciinin tahliye isteyene veya 
üçüncü kişiye mahkemeye müracaat için verdiği süre).
İİK 309ç/II (mal var. terki sur. konkordatoda; tasfiye memurlarının 
satış kararına karşı “alacaklılar kurulu”na itiraz ve bu kurumun kararlarını 
şikayet süresi).
İİK 339/I (mal beyanından sonra kazanılan malları ve kazanç ile gelirde 
meydana gelen artışları icra dairesine bildirme süresi).
İİK 358/III (yedieminlerin, icra dairesinin tazmin kararına karşı tetkik 
merciine şikayet süresi).
1 hafta;
İİK 355/I (borçlu memur ve müstahdemlerin maaş ve ücretlerinin 
haczedildiği hususunun, ilgili icra dairesine bildirilme süresi).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 249
makaleler Talih UYAR
10 gün;
İİK 18/III (tetkik merciinde duruşma yapılmayan işlerde karar verme 
süresi).
İİK 124/II (şartnamenin açık bulundurulma süresi) “gayrı menkul 
satışlarında”.
İİK 126/II-3 (gayrı menkul satışlarında; birinci arttırma ile ikinci arttırma günü arasında bulunması gereken süre).
İİK 128a/III (kıymet takdirine yönelik şikayetlerde, tetkik merciince 
yetkisizlik kararı verilme süresi).
İİK 130 (satış bedelini ödeme süresi) “gayrı menkul satışlarında”.
İİK 133/I (taşınmaz ihale bedelinin yatırılma süresi).
İİK 134/III (ihalenin feshine ilişkin şikayetlerde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verme süresi).
İİK 164/I (iflas kararının temyiz süresi).
İİK 168/I-2 (kam. sen. mah. hac. yolu ile takiplerde; borcu ödeme 
süresi).
İİK 168I-6 (kam. sen. mah. hac. yolu ile takiplerde; mal beyanında 
bulunma süresi).
İİK 194/I (iflasta; hukuk davalarının durma süresi).
İİK 219/I (adi tasfiyenin ilan süresi).
İİK 219/II-5 (iflasın adi tasfiyesinden ilk alacaklılar toplantısının yapılacağı süre).
İİK 220 (reddedilen miraslarda alacaklıların kayıt süresi).
İİK 249/I (pay cetveli ile son hesabın iflas dairesine bırakılma süresi).
İİK 261/I (ihtiyati haciz kararının infazını isteme süresi).
İİK 269c/III (temerrüt nedenine dayalı tahliye takiplerinde tahliye 
kararının infazı için geçmesi gereken süre).
İİK 271/I (kiralanandan kaçırılan eşyayı geri isteme süresi).
İİK 286/III (konkordato talebinin reddi kararının temyiz süresi).
İİK 287/I (konkordato mühletine itiraz süresi).
İİK 291/III (ilgililerin, konkordato komiseri tarafından kıymeti takdir 
edilen rehinli malların kıymetinin yeniden takdirini isteme süresi).250 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 292/II (konkordatoda, alacaklıların belgeleri inceleyebilme süresi).
İİK 294/III (konkordatoya katılma süresi).
İİK 295/II (konkordatoya muvafakat etmiş alacaklıların müşterek 
borçlu ile borçlunun kefillerine haber verme süresi).
İİK 296/I (konkordatoya ilişkin dosyanın komiserce mahkemeye sunulma süresi).
İİK 299 (konkordato hakkında verilen kararın temyiz süresi).
İİK 301/I (konkordatonun reddinden sonra iflasa karar verme süresi).
İİK 302 (konkordatoda alacakları itiraza uğramış alacaklılara tanınan 
dava açma süresi).
İİK 307/II (konkordatonun feshi talebi üzerine mahkemece verilecek 
kararı temyiz süresi).
İİK 309h (kon. tas. memurlarının hazırladığı pay cetvelinin, iflas dairesinde incelenmek için hazır bulundurma süresi).
İİK 320/I (fevkalade mühlet kararının temyiz süresi).
İİK 363/II (tetkik mercii kararlarının temyiz süresi).
İİK 366/III (tetkik merciinin hukuk kararlarına karşı, karar düzeltme 
isteminde bulunma süresi).
15 gün;
İİK 44/I (ticareti terk edenlerin durumu ticaret siciline bildirim zorunluluğu süresi).
İİK 68b/I (borçluya hesap özetini noter aracılığıyla gönderme süresi).
İİK 89/III (üçüncü haciz ihbarnamesi üzerine menfi tespit davası açma 
süresi).
İİK 126/II-4 (ipotek sahibi alacaklıların ve diğer ilgililerin, taşınmaz 
üzerindeki haklarını gayrı menkul satış ilanı üzerine icra dairesine bildirme 
süresi).
İİK 135/II (ihale edilen taşınmazda bulunan kişilerin zorla çıkarılma 
süresi).
İİK 146/1 (menkul rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde 
ödeme süresi).
İİK 153/I (ipotekli alacaklının gaip olması veya borcu almaktan kaçınması halinde, ipotek bedelini icra dairesinden alması ve ipoteği çözmesi 
için kendisine verilen süre).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 251
makaleler Talih UYAR
İİK 158/I (genel iflas yolu ile takiplerde; iflas talebine diğer alacaklı-
ların itiraz süresi).
İİK 173/II (kam. sen. mah. iflas yolu ile takiplerde; iflas talebine diğer 
alacaklıların müdahale ve itiraz süresi).
İİK 178/II (borçlunun doğrudan doğruya iflas talebine alacaklıların 
itiraz süresi).
İİK 235/I (iflas sıra cetveline itiraz davasının açılma süresi).
İİK 270/III (hapis hakkı için defter tutturmuş olan kiralayana, rehinin 
paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması için verilecek süre).
İİK 272/II (kira süresi sona eren taşınmazları tahliye ve teslim süresi).
İİK 366/I (temyiz incelemesinin yapılma süresi).
20 gün;
İİK 89/III (üçüncü kişinin, üçüncü haciz ihbarnamesi üzerine menfi 
tespit davası açtığına dair belgeyi icra dairesine teslim etme süresi).
İİK 134/II (ihalenin feshine ait ilk duruşmanın yapılma süresi).
İİK 218/II (iflasın basit tasfiyesinden alacakların asgari bildirilme 
süresi).
İİK 237/II (ikinci alacaklılar toplantısının yapılacağı tarihin önceden 
ilan süresi).
İİK 292/I (konkordatoda; alacaklıların, alacaklarını bildirmeye davet 
süresi).
1 ay;
İİK 68b/II (hesap özetine itiraz süresi).
İİK 94/III (borçlunun zilyet olduğu ve olağanüstü zamanaşımı ile 
iktisap ettiği gayri menkul hakkında tescil davası açmak üzere alacaklıya 
verilen süre).
İİK 112/I (taşınır malların, satış talebinden itibaren satılma süresi).
İİK 126/I (arttırma ilanı süresi) “gayrı menkul satışlarında”.
İİK 157 (geri alınan iflas talebinin yenilenme süresi).
İİK 242/I (ilgasın tasfiyesi sırasında satılacak gayrı menkullerin ilan 
süresi).
İİK 272/I (tahliye emri göndererek takipte bulunma süresi).252 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 336 (iflasın açıldığına dair ilandan sonra müflisin mallarını iflas 
idaresi emrine verme veya müflise olan borçları bildirme süresi).
30 gün;
İİK 18/III (tetkik merciindeki duruşmaların en fazla ertelenme süresi).
İİK 26/IV (taşınmazların tahliye ve tesliminde, taşınmaz içinde bulunup da, ilama dahil olmayan eşyanın borçlu tarafından, icra dairesinin 
teslim ettiği yerden ve alacaklıdan alınma süresi).
İİK 149/II (ip. par. çev. yolu ile ilamlı takiplerde; ödeme süresi).
İİK 149b/I-1 (ip. par. çev. yolu ile ilamsız takiplerde; ödeme süresi).
İİK 169a/I (kam. sen mah. hac. yolu ile takiplerde; borca itirazın incelenmesi için yapılacak duruşmaya çağırma süresi).
İİK 217 (tasfiyenin tatili ilanında yer alan süre).
2 ay;
İİK 44/III (ticareti terk eden tacirlerin haczi kabil malları üzerinde 
tasarrufta bulunmama süresi).
İİK 44/V (ticareti terk eden tacirlerin temlik hakkının sınırlanması 
konusunda sicile verilen şerh süresi).
İİK 84 (yetişmemiş mahsullerin haczedilebilme süresi).
İİK 123 (satışı talep edilen gayrı menkullerin satışını yapma süresi).
İİK 218/II (iflasın basit tasfiyesinde alacakların -azami- bildirilme 
süresi).
İİK 287/VI (konkordato mühletinin uzatılma süresi).
İİK 303/III (konkordatonun tasdikinden sonra, görevli kişinin borçlunun durumu hakkında mahkemeye rapor verme süresi).
3 ay;
İİK 111/II (borcun azami taksiyle ödenme süresi).
İİK 208/III (iflas idaresince; iflas tasfiyesinin yapılma şekli hakkında 
karar verme süresi).
İİK 232 (iflas idaresi tarafından, sıra cetvelinin düzenlenme süresi).
İİK 287/II (konkordato mühlet süresi).
İİK 347 (tetkik merciince bakılan suçlarda şikayet süresi).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 253
makaleler Talih UYAR
4 ay;
İİK 163/II (iflas defterinin hüküm süresi).
İİK 327/I (fevkalade mühletin uzatılma süresi).
6 ay;
İİK 68/I (itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteme süresi).
İİK 68a/I (itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteme süresi).
İİK 169a/III (kam. sen. mah. hac. yolu ile takiplerde; borca itirazın 
incelenmesi sırasında tetkik merciince “icranın muvakkatten durdurulması-
na” karar verilmesi üzerine, alacaklının tekrar tetkik merciinde dava açma 
süresi).
İİK 256 (iflasın tasfiye süresi).
İİK 269/III (temerrüt nedeniyle tahliye takiplerinde itirazın kaldırılmasını isteme süresi).
İİK 269a (temerrüt nedeniyle tahliye takiplerinde, tahliye isteme süresi).
İİK 285/V (konkordatonun feshi halinde; konkordato bilançosunda 
yazılı mal ve kıymetleri gösterme süresi).
İİK 309g/II (mal var. terki sur. konkordatoda; konkordato tasfiye memurlarının, rehinli alacaklıya, rehini paraya çevirmesi için verdiği süre). 
İİK 318/I (fevkalade mühlet süresi).
İİK 329/II (fevkalade mühletin bitmesinden itibaren, yeniden fevkalade 
mühlet verilemeyecek süre).
1 yıl;
İİK 7/I (devlet aleyhine tazminat davası açma süresi).
İİK 44/II (ticareti terk eden tacirler hakkında iflas yoluyla takipte 
bulunma süresi).
İİK 67/I (itirazın iptali davası açma süresi).
İİK 72/VII (istirdat davası açma süresi).
İİK 78/II (haciz isteme hakkının düşme süresi).
İİK 106/I (haczedilen menkul malların satışını isteme süresi).
İİK 125/II (alacaklıların müracaat hakkının mahfuz tutulduğunu bildirim süresi) “ipotekli borçlarda”.
İİK 128a/II (kesinleşmiş kıymet takdirinin geçerlilik süresi).254 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
İİK 134/VI (ailenin feshini -azami- isteme süresi).
İİK 143/III (aciz vesikasına dayalı takipte bulunma süresi).
İİK 143/VI (borçlunun mirasçılarının, “aciz belgesine bağlanmış borcun 
zamanaşımına uğradığını” ileri sürme süresi).
İİK 150e/I (menkul rehininin satışını isteme süresi).
İİK 152/III (rehin açığı belgesine dayalı, takipte bulunma süresi).
İİK 156/IV (iflas yoluyla adi takipte; iflas isteme hakkının bağlı olduğu 
hak düşürücü süre).
İİK 179b/IV (iflasın ertelenme süresi).
İİK 285/V (konkordato mühleti verilmemesi halinde, konkordato bilan-
çosunda yazılı mal ve kıymetleri gösterme süresi) (konkordato mühletinin 
kaldırılması veya konkordatonun tasdik edilmemesi halinde, konkordato 
bilançosunda yazılı mal ve kıymetleri gösterme süresi).
İİK 347 (tektik merciinde bakılan suçlarda azami şikayet süresi).
2 yıl;
İİK 106/1 (haczedilen gayrı menkullerin satışını isteme süresi).
İİK 150e/I (ipotekli gayrı menkullerin satışını isteme süresi).
 5 yıl;
İİK 280/I (zarar verme kastından dolayı iptalde, borçlu aleyhine haciz 
veya iflas yoluyla takipte bulunma süresi).
İİK 284 (tasarrufun iptali davasında hak düşürücü süre)İİK 309i/II 
(mal var. terki sur. konkordatoda; hak sahipleri tarafından tahsil edilme 
süresi).
10 yıl;
İİK 7/I (devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği azami süre).
İİK 39/I (ilama dayalı takiplerin zamanaşımı süresi).
İİK 111/III (borcun, azami taksitle ödenme süresi).
İİK 362 (icra dairesince saklanmakta olan para ve eşyaları talep hakkının 
bağlı olduğu zamanaşımı süresi).
20 yıl;
İİK 143/VI (aciz belgesine bağlanmış borçların zamanaşımına uğrama 
süresi).TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 255
makaleler Talih UYAR
İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan bu süreler yapılacak işlemin niteliği 
göz önünde tutularak; 3 gün, 7 gün, 10 gün, 1 ay, 6 ay, 1 yıl vb... şeklinde 
belirlenmiştir. Özellikle, ilgililer için konulmuş sürelerin çok değişik uzunlukta öngörülmüş olması, ilgililerin bu sürelerin hepsini bilebilmelerini 
ve dolayısıyla yapılacak işlemi süresinde yapabilmelerini zorlaştırmakta 
ve pek çok uyuşmazlık bu sürelerin geçirilmesinden (kaçırılmasından) 
doğmaktadır. Sürelerin daha az çeşitli sürelerin tek süre olarak kanunda 
yer alması, kanunun ilgililer tarafından daha kolay, daha çabuk, daha az 
uyuşmazlıklara neden olacak biçimde uygulanmasını sağlayacaktır. Bu nedenle biz, tüm icra ve iflas takiplerinde ödeme emrine itiraz, şikayet süreleri 
ile borcu ödeme ve mal beyanında bulunma sürelerinin yedi gün olarak 
düzenlenmesini (öngörülmesini) talep ediyoruz.
9
 Bu konudaki önerimiz 
benimsenirse “kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde”; borca ve 
imzaya itiraz süresi (İİK 168/4, 5) ile şikayet süresi (İİK 168/3) “kambiyo 
senetlerine mahsus iflas yoluyla takiplerde” itiraz ve şikayet süreleri (İİK 171/
3) ve “kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takiplerde”; ödeme süresi (İİK 
171/4) 5 günden 7 güne çıkarılmış olacaktır… Bu suretle, bu sürelerde hasıl 
olacak 2 günlük artışın takibi uzatacağı düşünülmemelidir. Burada önemli 
olan, İcra ve İflas Kanunu’nda tüm takiplerdeki itiraz/şikayet/ödeme/mal 
beyanında bulunma sürelerinin 7 gün olduğu şeklinde bir bilincin ilgililerde yerleşmesini sağlamaktır. Böylece İcra ve İflas Kanunu, hiç olmazsa 
bu süreler yönünden daha sade, daha kolay uygulanabilir bir konuma 
getirilmiş olacaktır.
10
Yasa’nın öngördüğü bu süreler, kural olarak kesindir. İlgililer bu sü-
releri sözleşme ile değiştiremezler. Ancak bu kurala ayrık durumun İİK m. 
20’de düzenlenmiş olduğunu da burada belirtelim.
“Sürelerin kesinliği” daha çok “ilgililer için konulmuş süreler”de söz konusu olur. Buna karşın “icra ve iflas organları için konulmuş süreler” kesin 
değildir.
11
9
 Hemen belirtelim ki daha önce 17.6.1977 tarihinde İstanbul Ticaret Odası’nca düzenlenen “İcra İflas Kanunu Uygulamasında Güncel Sorunlar Sempozyumu”nda cra ve 
İflas Kanunu’nda Yer Alan Bütün 3 ilâ 10 günlük sürelerin 7 gün olarak birleştirilmesi 
bu konudaki “İcra ve İflas Kanunu’ndaki Müddetlerin Değişikliği” isimli bildiriyi hazırlayan sayın Av. Güngör Yener tarafından önerilmişti... (Bkz., a.g.m., Sempozyum, s. 81 
vd. özellikle 120 vd.). 
10
 Uyar, T. “Yargılamanın Gecikmesi ve Hızlanmasında Özellikle İcra Hukuku Açısından 
Hakim, Taraf ve Avukatların Rolü” (Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, 5-8 Nisan/2000, 
s. 167).
11
Kuru, B., a.g.m., s: 633; Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, 1998, C: 1, s. 134, dipnot 8; Kuru, 
B. - Arslan, R. - Yılmaz, E., İcra ve İflas Hukuku (Ders Kitabı), 2003, s. 98, dipnot 5. 256 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
Kanun’un öngördüğü süreler, ancak yine kanunda öngörülen belirli 
durumlarda (İİK m. 256) icra iflas organlarınca uzatılabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nda sürelerin yukarıdaki listenin incelenmesinden 
de görüleceği gibi çok değişik olarak öngörülmüş olması 17.6.1977 tarihinde İstanbul’da yapılan “İcra ve İflas Kanunu’nun Uygulanmasında Güncel 
Sorunlar Sempozyumu”nda uzun görüşme ve tartışmalara neden olmuştur. 
Sempozyumda, yapılacak yeni kanunda da “özellikle 3-10 günlük sürelerin 
7 gün olarak birleştirilmesi”
12
 “15 güne kadar olan sürelerin 7 gün ya da tatiller de hesaba katılarak 8 gün olarak düzenlenmesi”
13
 görüşü ileri sürülürken, 
“farklı sürelerin bir konuluş nedeni, bir mantığı ve amacı bulunduğu, bu nedenle 
süreleri sırf hatırda kolay kalsın diye birleştirmenin mümkün olamayacağı”
14
 da 
savunulmuştur.
b. İcra ve iflas organlarınca belirlenen süreler: İcra ve İflas Kanunu 
bazı durumlarda sürenin icra ve iflas organınca genellikle, icra memurunca 
belirlenmesini öngörmüştür. Örneğin; İİK m. 18/III, 30/I, 36/I, 54, 54a, 
112/I, 118/III, 130, 169a/I, 218 vd.
İcra ve iflas organınca belirlenen bu süreler de kural olarak kesindir. 
İcra ve iflas organı ancak kanunda açıkça öngörülen durumlarda örneğin; 
İİK m. 96/I, 287/IV, 327 vs. bu süreleri uzatabilir.
V. İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan süreleri  “ilgililer için konulmuş 
süreler” ve “cebri icra organları için konulmuş süreler” şeklinde de iki gruba 
ayırmak mümkündür.
15
a. İlgililer için konulmuş süreler; takibin tarafları (alacaklı ve borçlu 
örneğin; İİK m. 16, 62, 67/IV, 69, 72/VII, 78/I, II, 89/IV, 96/II, 96/III, 99, 
106/I vs. ve bazen de üçüncü kişiler örneğin; İİK m. 89/II, 89/III, 96/III, 
97/VI, 97/IX için öngörülmüştür.
Bu süreler “hak düşürücü” niteliktedir. Kanun’un öngördüğü işlem belirlenen süre içinde yapılmazsa, bir daha yapılamaz. Örneğin; borca itiraz 
edilmemişse, (İİK m. 62) takip kesinleşir, hacizli malın satışı istenmezse 
(İİK m. 106) haciz kalkar. 
Kanun yapıcı sadece iki durumda öngördüğü sürenin “hak düşürücü 
süre” olmayıp “zamanaşımı süresi” olduğunu belirtmiştir. Bunlar, aa) İİK 
m. 5 ve 6 gereğince açılacak tazminat (sorumluluk) davasının bağlı olduğu 
12
Yener, G., a.g.s., s. 5 vd., 120 vd.
13
Suner, N., a.g.s., s. 116.
14
Postacıoğlu, İ., a.g.s., s. 118 vd.; Alangoya, Y., a.g.s., s.125 vd.
15
Kuru, B., a.g.m., s. 624 vd.; Kuru, B., a.g.e., s. 129 vd.; Kuru, B. - Arslan, R. - Yılmaz, 
E., a.g.e,. s. 94 vd.TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 257
makaleler Talih UYAR
zamanaşımı süresine ilişkin İİK m. 7 bb. İlamlı ve ilamsız takiplerin zamanaşımına ilişkin İİK m. 39.
b. Cebri icra organları için konulmuş süreler; takibin tarafları değil, 
cebri icra organlarının yapacağı işlemler için örneğin; İİK m. 18/III, 61/I, 
79/I, 96/II, 112/I, 123 vs. öngörülmüştür. 
Bu süreler “hak düşürücü” nitelikte değildir. Cebri icra organının süresinden sonra yaptığı işlemler geçerli olur.
16
 Ancak, süresi içinde yapılmamış olan işlemden dolayı ilgililer zarar görmüşlerse İİK m. 5’deki koşullar 
çerçevesinde Adalet Bakanlığı’na karşı “tazminat davası” açabilirler… 
VI. Buraya kadar belirtilen süreler kural olarak “hak düşürücü süre” 
olduğundan, Borçlar Kanunu’ndaki nedenlerle kesilmez ve tatil edilemez. 
Sürelere uyulup uyulmadığını icra dairesi ve tetkik mercii kendiliğinden 
araştırır. İcra müdürünün belirlediği sürelere karşı tetkik merciine şikayet 
edilebilir.
VII. Sürelerin, ilgililerin istek ve iradesi dışında kaçırılmış olması halinde HUMK m. 166-174’de olduğu gibi “eski hale getirme yolu”na başvurulabilir 
mi? Kanun, sadece itirazlar için eski hale getirme yoluna benzeyen “gecikmiş 
itiraz” (m. 65) yolunu kabul etmiş ve şikayet süresinin zorlayıcı nedenlerle 
geçirilmiş olması halinde, ilgilinin “eski hale getirme yolu”na başvurma hakkının bulunup bulunmadığını açıkça düzenlemiş değildir.
Doktrinde “icra ve iflas hukukundaki sürelerin kaçırılması halinde de, medeni 
usul hukukunda olduğu gibi, aynı koşullarla eski hale getirme yoluna başvurabilmelidir” görüşü
17
 yanında, “İcra ve İflas Yasası kendi kendine yeten bir bütün 
teşkil eder. Bu kanunda, HUM’ ye açıkça yollama yapılmadıkça, HUMK hükümleri, 
icra ve iflas hukuku alanında uygulanmaz. Bu nedenle, sürelerin zorlayıcı sebep 
altında geçirilmesi halinde, eski hale getirme yoluna gidilemez” görüşü
18
 ileri 
sürülmüştür. 
İsv. Fed. Mah.
19
, “şikayet süresinin kesilmesi halinde kusurları varsa eski 
hale getirme yoluna başvurulabileceğini” kabul etmişken,
20
 Yargıtay bu konuya 
16
Kuru, B., a.g.e., s. 130; Kuru, B., a.g.m., s. 626; Kuru, B. - Arslan, R. - Yılmaz, E., a.g.e.,
s. 95.
17
Kuru, B., a.g.m., s. 636; Kuru, B., a.g.e., s. 135; Kuru, B., İcra ve İflas Kanunu Değişikliği 
Hakkında Düşünceler, 1962, s. 39 vd.; Ansay, S. Ş., Hukuk, İcra ve İflas Usulleri, s. 38; 
Belgesay, M. R., İcra ve İflas Kanunu Şerhi, s. 26; Gürdoğan, B., İcra Hukuku, s. 22; Bilge 
- Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, s. 309; Olgaç, S. - Köymen, H., İçtihatlarla 
İcra ve İflas Kanunu, s. 91.
18
Postacıoğlu, İ., İcra Hukuku Esasları, 1982, s. 65; Üstündağ, S., İcra Hukukunun Esasları, 
2004, s. 74, dipnot 193; Berkin, N., İcra Hukuku Rehberi, s. 121.
19
BGE, 81 III s: 81; BGE, 86 III s. 31 vd.; BGE, 96 III, s. 93 vd. (Naklen; Kuru, B., a.g.m., 
s. 636, dipnot 35; a.g.e. s. 135, dipnot 15).258 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
“on gün olan temyiz süresinin geçirilmiş olması halinde, eski hale getirme yoluna 
başvurulamayacağı” bakımından deyinmiş 
21
 ve “HUMK m. 167’deki koşullar 
çerçevesinde başvurulması halinde, eski hale getirme talebinin kabul edilebileceğini”
ifade etmiştir…. Yine Yargıtay birkaç eski tarihli kararında “icra hukukunda 
‘eski hale getirme’ kurumun bulunmadığını”
22
 açıkça belirtmiştir…
1965 yılında 538 sayılı Yasa ile İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapı-
lırken, “hakların kaybolmasını önlemek” amacıyla, Hükümet Tasarısı’nda İİK 
m. 16’ya, HUMK’ daki e –ki hale getirme hükümleri şikayet süresi hakkında 
da kıyasen uygulanır. Şu kadar ki, maniin kalkmasından itibaren başvurma süresi üç gündür şeklinde bir fıkra eklenmesi önerilmişken
23
 bu öneri, 
Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nca “eski hale getirme müessesesinin şikayet 
süresi hakkında uygulanmasının icra muamelelerini geciktireceği ve uygulamada 
karışıklıklara sebebiyet vereceği” gerekçesiyle
24
 kabul edilmemiştir. 
Kanımızca, eski hale getirmenin benimsenmesinden (kabulünden) 
sağlanacak yararlar, benimsenmemesinden uygulamada sağlanacak 
yararlardan daha fazladır. Bu nedenle, eski hale getirmenin icra ve iflas 
hukukunda da kabulü yerinde olacaktır. 
VIII. Bu konuda son olarak, adli ara vermenin, İcra ve İflas Kanunu’ndaki süreleri etkilemeyeceğini belirtelim. 
İcra ve İflas Daireleri’nin adli ara vermeden etkilenip etkilenmeyeceği 
konusunda kanunlarında açık bir hüküm yoksa da, “adli ara vermenin mahkemeler için olduğu” görüşünden hareket edilerek, icra iflas daireleri adli ara 
verme dışında tutulmaktadır.
Tetkik mercileri ise, “basit yargılama usulünü” uyguladıklarından (İİK m. 
18), bu usule göre yürütülen işlerde de adli ara verme olmadığından (HUMK 
m. 176) bu mahkemeler de, adli ara vermede açık bulunmaktadır.
IX. İcra ve İflas Kanunu’nun tayin ettiği müddetler (süreler) “kesin” 
olup,
25
 bunları değiştiren bütün sözleşmeler hükümsüzdür (İİK m. 20).
26
20
 16.12.1994 tarihinde yapılan ve 1.1.1997 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan İsv. 
Fed. İcra ve İflas Kanunu’ndaki son değişiklikte “eski hale getirme” kabul edilmiştir 
(Taşpınar, S., a.g.m., s. 612). 
21
Bkz.12. HD, 28.3.1996 T. 4052/4307; 14.6.1994 T. 7582/7865; 2.4.1991 T. 3365/4259; 
29.3, 1990 T. 10615/3520; 11.9.1989 T. 8291/10273 vb. 
22
Bkz., 12. HD, 18.4.1983 T. 1877/2973; İİD, 16.9.1957 T. 8454/5557; 19.6.1945 T. 258/
1653.
23
Kuru, B., a.g.m., s. 637. 
24
Bkz., İİK Değişikliği Hakkında Millet Meclisi Adalet Komisyonu Raporu, Dönem 1, 
Toplantı 2, Millet Meclisi 5. sayısı, 461, s. 64. 
25
 Bkz., 25.10.1992 T. 9771/10508; 12.11.1990 T. 11930/11348; 4. HD, 17.12.1987 T. 
9022/9320.
26
Bkz., 12. HD, 29.11.1983 T. 7922/9626TBB Dergisi, Sayı 55, 2004 259
makaleler Talih UYAR
Süreler, kamu düzenine ilişkin olduğundan, ilgililerce (icra dairesince, 
tetkik merciince) doğrudan doğruya göz önünde tutulur. 
Kural olarak, süreleri değiştiren sözleşmeler hükümsüz ise de, üçüncü 
kişilerin hakkına etkili olmamak üzere, herhangi bir sürenin geçmesinden 
yararlanma hakkı olan borçlu, bu hakkından vazgeçebilir. Örneğin; borç-
lunun mallarının haczinin talep edilebilmesi için, ödeme emrinin itirazsız 
geçmesi (İİK m. 78/I) gerekir. Fakat, borçlu izin (onay) verirse,
27
 bu süre 
içinde de haciz yapılabilir. Ancak, bu vazgeçme üçüncü kişilerin hakkına 
tesir ediyorsa, onlara karşı hüküm ifade etmeyeceğinden, bu vazgeçme 
sebebiyle konulan haciz de hükümsüz olur. Yukarıdaki örnekte; daha önce 
borçluya ödeme emri tebliğ ettirmiş ve süre itirazsız geçtiğinden dolayı, 
kendisine haciz isteme yetkisi gelmiş bir başka alacaklı varsa, bu alacaklı 
kendisinden sonra takibe geçen ikinci alacaklıya normal olarak haciz isteme 
yetkisi gelinceye kadar, borçlunun mallarını haczettirerek ikinci alacaklının 
önüne geçebilir. Bu nedenle, ikinci alacaklının, borçlunun onayı ile, itiraz 
süresi geçmeden koydurduğu haciz, birinci alacaklıya tesir etmez.
28, 29
Aynı şekilde, ödeme emrinin, “borcu kabul ettiğini, ödeme emrine itirazı 
olmadığını” bildiren borçluya icra dairesinde tebliğ edilmiş olması halinde, 
takip borçlunun ödeme emrini aldığı (ve borcu kabul ettiği) tarihte değil, 
ödeme emrinin tebliği tarihinin üzerinden borca itiraz süresi geçtikten 
sonra kesinleşir. Borçlunun malları üzerine değişik kişiler tarafından 
konulmuş olan ihtiyati hacizlerin kesin hacze dönüşme tarihleri de, aynı 
şekilde borçlunun “borcu kabul tarihi”ne göre değil, ödeme emrinin borçluya 
tebliğ edildiği tarihin üzerinden, borca itiraz süresi geçmesinden sonraki 
tarihe göre belirlenir...
30
Keza, borçlu kanuni müddetin geçmesine rağmen, hacizli malın paraya 
çevrilmesine muvafakat ederse, bu muvafakat, haczin düşmesinden sonra 
aynı mal üzerinden, üçüncü bir şahsın haciz koymamış olması halinde hü-
küm ifade eder. Aksi takdirde, yani üçüncü bir şahsın haczi araya girdiği 
takdirde, borçlunun muvafakati (onayı) ile yapılan paraya çevrime işlemi 
hükümsüz olacaktır.
31
 İİK m. 20, c 2’deki bu kural ancak süre “borçlu yararına 
konulmuşsa” İİK 88/I, 123, 166 gibi geçerli olur. Eğer süre “kamu yararı ile 
konulmuşsa” İİK 16, 96-99, 232, 235, 256 vb. veya sürenin düzenlenmesinde 
27
Bkz., 12. HD, 26.5.1988 T. 4723/6782.
28
Kuru, B., a.g.e., s. 134; Kuru, B. - Arslan, R. - Yılmaz, E., a.g.e., s. 98; Postacıoğlu, İ.,
a.g.e., s. 101 vd.; Üstündağ, S., a.g.e., s. 76; Muşul, T., İcra Hukuku, s. 168.
29
Bkz., 19. HD, 21.9.2000 T. 5233/5971; 6.7.2000 T. 4586/5458 vb.
30
Bkz., 12. HD, 6.7.2000 T. 4586/5458; 17.5.2000 T. 1939/3447 vb.
31
Postacıoğlu, İ., a.g.e., s. 102, 444; Berkin, N., İcra Hukuku Rehberi, s. 16.260 TBB Dergisi, Sayı 55, 2004
Talih UYAR makaleler
“üçüncü kişilerin çıkarları da göz önünde tutulmuşsa” İİK 96, 110 vb. bu kural 
uygulama alanı bulmaz…32
Ayrıca belirtelim ki; “sürelerin kesinliği”, ilgililer için konulmuş sürelerde söz konusu olur. Buna karşın cebri icra organları için konulmuş süreler 
kesin değildir…33
X. Borçlunun, lehinde olan “süreden faydalanma hakkından feragati” sü-
resinde, yapılan muameleye şikayet etmemek suretiyle zımni olabileceği 
gibi, dilekçe ile müracaat şeklinde veya icra dairesine sözlü olarak beyanda 
bulunmak gibi sarih de olabilir. İcra Dairesi’nin, bu muvafakati (onayı) 
üçüncü kişilerin haklarına tesir edip etmemesi bakımından değerlendirip, 
alacaklının bu onayına dayanarak istediği işlemi yapması veya yapmaması 
gerekir. 
XI. Kanun sadece, “herhangi bir müddetin geçmesinden istifade hakkı olan 
borçlunun” bu hakkından vazgeçebileceğini belirtmişse de, aynı durumda 
olan alacaklı da, “lehine konulmuş olan müddetten istifade hakkından” vazgeçebilir. Örneğin; alacaklının “takipte bulunduğu borçluya karşı iki sene içinde 
haciz ya da satış istemeyeceğine” dair beyanı, borçluya karşı geçerlidir.
34
32
Üstündağ, S., a.g.e., s. 76.
33
Kuru, B., a.g.e., s. 134, dipnot 8; Kuru, B., - Arslan, R. - Yılmaz, E., a.g.e., s. 98, dipnot 5.
34
Berkin, N., a.g.e,. s. 16; Olgaç, S., - Köymen, H., İçtihatlarla İcra ve İflas Kanunu, s. 95. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder